Padan Fain

Padan Fain, Murandy’nin başkenti Lugard’lı bir çerçidir.

Solgun tenli, ince kolları olan gaga burunlu ve hafifçe kepçe ufak tefek yaşlıca bir adamdır Fain efendi. Yaşlı olmasına muhtemelen şaşırdınız ama hesap böyle.

Lugard ile Andor’un güneydoğusunda Puslu Dağlar civarında çerçilik yapar, insanların gitmek için sebepleri olmadığı köylere dahi giderek ticaret yapar.

Küçük çaplı da olsa bir tüccar olduğundan cimri biri olması doğal karşılanabilir. İğne,dantel,tencere,kitap ve binbir türlü farkl ufak tefek şey satan bir tüccar. Çerçiler satılacak ufak tefek eşyalar kadar havadiste taşırlar fakat hakkında Thom Merrilin’in de dediği gibi;

Fain hep kötü haberi hızla taşıyan biri olmuştur. Hatta haber ne kadar kötüyse, o kadar hızlı yayar. Onda adamdan çok kuzgunluk var.

Gülümsemeyi seven sık sık kahkaha atan ama ne hikmetse pek neşeli olmayan biridir Padan Fain, mesafeli ve soğuk, ilgi odağı olmayı sever ve fena olmayan bir hikaye anlatıcısıdır. Köylülerin cahilliğiyle alttan alta dalga geçer, görünüşünde olduğu gibi karakter olarakta burnu büyüktür.

Padan FainYirmili yaşlarında ne sebepten olduğu bilinmese de bir Karanlıkdostu olmuştur. Yorum olarak şunu öne sürebiliriz, Fain efendi önemli adam olmaktan oldukça hazzetmektedir belki de Karanlıkdostlarının çok cömert dağıttığı güç vaadine kanmıştır, bilinmez.

Karanlıkdostu olarak geçirdiği 40 yıla yakın zamandan sonra Murandy’de bir kasabada iken aniden bir çağrı alır ki bu bir Karanlıkdostu için oldukça gurur verici bir olaydır. Fain Puslu Dağlar’da çerçilik yaptığından dolayı seçilmiştir ve Ejder’i aranması istenir.

Padan Fain’in hikayedeki rolü böylelikle başlar ve Fain’de basit bir çerçiden fazlasına dönüşür, bu dönüşme lafı iyi anlamda da değil üstelik.

Serideki rolü açısından Padan Fain’i Matrix’teki Ajan Smith’e benzetebiliriz, birebir aynıdır.

Robert Jordan’a Fain sorulduğunda, elinde sürpriz faktör olarak kullanmak istediği bir karakter olduğunu ve Fain’i yazmakta zorlandığını söylemiştir.

Hikayesinin devamını Moiraine’e kendi itiraflarından göz atalım;

“Üç sene önce bir Yarı-insan Murandy kasabasında onu buldu. Fain dehşete düşmüştü elbette, ama çağrı almak Karanlıkdostları arasında büyük bir onur sayılır. Fain büyük şeyler için seçilmiş olduğuna inanıyordu ve seçilmişti de, ama onun inandığı şekilde değil. Kuzey’e, Afet’e, Lanetli Topraklar’a getirildi. Shayol Ghul’e. Orada kendine Ba’alzamon diyen, ateş gözlü bir adamla tanıştı.”

“Fain Shayol Ghul’de ona yapılanlardan hoşlanmadı,” diye devam etti Moiraine sakinlik içinde. “Biz konuşurken, sık sık ateşten ve yanmaktan bahsederek çığlıklar attı. Bu her şeyi gömdüğü yerden çıkardı ve neredeyse onu öldürecekti. Benim Şifama rağmen perişan haldeydi. Onu bir kez daha bütün kılmak için çok şey gerekecek. Ama başka sebepten olmasa bile ne sakladığını öğrenmek için o çabayı göstereceğim. Çerçilik işini nerede yaptığına dayanılarak seçilmiş. Hayır,” dedi hızla, diğerleri kıpırdandığı zaman, “yalnızca İki Nehir yüzünden değil, o sırada değil. Yalanların Babası aradığı şeyi nerede bulacağını kabaca biliyormuş, ama Tar Valon’daki bizlerden daha fazla değil.

“Fain, Karanlık Varlık’ın köpeği olduğunu söyledi ve bir açıdan haklı. Yalanların Babası Fain’i ava koşmuş, ama ilk önce avı sürdürebilmesi için onu değiştirmiş. Fain o değişiklik için yapılan şeyleri hatırlamaktan korkuyor; sahibinden korktuğu kadar, yapılan o şeyler yüzünden nefret ediyor. Böylece Fain koklayarak Baerlon çevresindeki köyleri dolaşmaya başlamış, ta Puslu Dağlar’a kadar. Taren boyunca yolculuk etmiş ve sonunda İki Nehir’e gelmiş.”

“Bundan sonra Fain yine Shayol Ghul’e götürüldü ve zihni- damıtıldı.” Aes Sedai’nin sesindeki bir şey Rand’ın midesini burktu; yüzünü buruşturmasından daha çok şey anlatıyordu. “Onun… algıladıkları… yoğunlaştırıldı ve geri beslendi. Bir sonraki yıl İki Nehir’e geldiğinde hedeflerini daha açıkça seçebildi. Gerçekten de, Karanlık Varlık’ın beklediğinden daha açıkça. Fain aradığı kişinin Emond Meydanı’ndaki üç delikanlıdan biri olduğunu biliyordu.”

“Fain Lugard’a döndüğü zaman Ba’alzamon ona rüyasında geldi. Fain kendini alçalttı, yarısını duysanız sağır olacağınız ayinler gerçekleştirdi ve kendini Karanlık Varlık’a daha sıkı bağladı. Rüyalarda yapılanlar uyanıkken yapılanlardan daha tehlikeli olabilir.” Rand keskin, uyarıcı bakış üzerine kıpırdandı, ama kadın durmadı. “Ba’alzamon zaferden sonra büyük ödüller, krallıklar üzerinde güç vadetti ve Emond Meydanı’na döndüğü zaman bulduğu üç kişiyi işaretlemesini söyledi. Bir Yarı-insan orada olacaktı, Trolloclarla bekleyecekti. Artık Trollocların İki Nehir’e nasıl geldiğini biliyoruz. Manetheren’de bir Ogier koruluğu ve bir Yolkapısı olmalı.”

“Fain siz üçünüzü mezara kadar takip eder, çünkü etmek zorunda. Myrddraal Emond Meydanı’nda başarısız olunca peşimizdeki Trolloclarla beraber Fain’i de getirdi. Soluk Fain’in at sürmesine izin vermedi; adam İki Nehir’deki en iyi atı alması ve grubun başında at sürmesi gerektiğini düşünürken, Myrddraal onu Trolloclarla koşmaya zorladı. Bacakları tutmaz olunca Trolloclar onu taşıyordu. Trolloclar anlayabileceği şekilde konuşuyor, işi bittiği zaman onu nasıl pişireceklerini tartışıyorlardı. Fain Taren’a ulaşmadan önce Karanlık Varlık’ın aleyhine döndüğünü iddia ediyor. Ama bazen vadedilen şeyler için hissettiği açgözlülük yüzeye çıkıyor.”

“Biz Taren’da kaçtıktan sonra Myrddraal, Trollocları Puslu Dağlar’daki en yakın Yolkapısı’na götürmüş ve Fain’i yalnız devam etmesi için bırakmış. Fain o zaman özgür kaldığını sanmış, ama Baerlon’a ulaşamadan bir başka Soluk onu bulmuş ve hiç iyi davranmamış. O gece, başarısızlığın bedelini hatırlaması için Fain’i bir Trolloc tenceresinde iki büklüm uyumaya zorlamış. O Soluk Shadar Logoth’a ulaşana kadar kullanmış Fain’i. O sırada Fain özgürlük için annesini satmaya hazırmış, ama Karanlık Varlık asla sahip olduğu birini gönüllü olarak salıvermez.”

“Orada benim yaptığım şey, yani izlerimizin ve kokumuzun imgesini dağlara doğru göndermem Myrddraal’i kandırmış, ama Fain’i kandıramamış. Yarı-insanlar ona inanmamış; onu bağlayıp arkalarından çekmişler. Ancak, ne kadar hızlı giderlerse gitsinler bizim hep önde olmamız, ona inanmaya başlamalarına sebep olmuş. Dördü, Shadar Logoth’a dönmüş. Fain Myrddraalleri bizzat Ba’alzamon’un sürdüğünü söyledi.”

“Shadar Logoth’ta kötülüğün karşısına kötülük çıktı,” diye devam etti Moiraine, “kötülük iğrençlikle savaştı. Fain bundan bahsederken dişleri takırdıyor, devamlı sızlanıyordu. Çok Trolloc öldü, Mashadar ve başka şeyler tarafından yok edildiler. Aralarında Fain’in tasmasını tutan Trolloc vardı. Fain şehirden, Shayol Ghul’deki Kıyamet Çukuru’ymuşçasına kaçtı.”

“Fain sonunda serbest kaldığına inanıyordu. Ba’alzamon onu bir daha bulamasın diye, gerekirse dünyanın sonuna kaçmayı planlıyordu. Sizi avlama dürtüsü azalmayınca nasıl dehşete düştüğünü hayal edebilirsiniz. Azalmak yerine her geçen gün güçlendi, keskinleşti. Sizin peşinizden gelirken buldukları dışında yemek yiyemiyordu –koşarken yakaladığı böcekler ve kertenkeleler, gecenin karanlığında çöp yığınlarından kazıp çıkardığı artıklar– ne de bitkinlikten boş bir çuval gibi yere yığılana kadar durabiliyordu. Ve ayağa kalkacak güç bulur bulmaz, kendisini devam etmek zorunda hissediyordu. Caemlyn’e ulaştığı zaman bir buçuk kilometre ötede olmasına rağmen avını hissedebiliyordu. Burada, aşağıdaki hücrelerde bazen ne yaptığını fark etmeden başını yukarı kaldırıyordu. Bu odanın olduğu yere bakıyordu.”

“Fain, Caemlyn’e ulaştığı zaman yarı deliyse, aradıklarının yalnızca iki tanesinin orada olduğunu fark edince daha da kötü oldu. Hepinizi bulmak zorunda hissediyordu, ama elinden var olan iki kişiyi takip etmekten fazlası gelmiyordu. Caemlyn’deki Yolkapısı açıldığı zaman çığlık attığını söyledi. Bunu nasıl yapacağı aklının içindeymiş; nasıl geldiğini bilmiyor; elleri kendiliklerinden hareket etmiş, durmaya çalıştığı zaman Ba’alzamon’un ateşleri ile yanmış. Gürültünün kaynağını araştırmak için gelen dükkân sahibini öldürmüş. Yapmak zorunda olduğu için değil, onun ayakları onu kaçınılmaz bir şekilde Yollar’a taşırken adamın özgürce mahzeninden çıkabileceği gerçeğini kıskandığı için.”

“Kara Rüzgâr onu yakalamış –sesleri anladığını iddia etti. Bazıları onu benzerleri olarak selamlamış; başkaları ondan korkmuş. Rüzgâr, Fain’i sarar sarmaz uzaklaşmış.”

Moiraine Padan Fain’i tam anlamıyla deşifre ediyor aslında burada ama madde madde toparlamak adamın güçlerini ve kim olduğunu çözmede daha açıklayıcı olacaktır.

  • Padan Fain, Baerlon civarında ticaret yapan Karanlıkdostu bir çerçidir.
  • Fain serideki olaylar başlamadan 3 yıl önce (YÇ.996) Murandy’deyken çağrı alır ve Shayol Ghul’e Kıyamet Çukuru’na götürülür (Nasıl götürüldüğü net değil)
  • Baerlon çevresinde belirli bir erkek çocuğu araması için görevlendirilir ve ava koşulur. Yalnız Karanlık Varlık ona dokunur ve değiştirir, aradığını belirleyebilmesi için.
  • Fain efendi o sene İki Nehir bölgesine kadar iz sürmeyi başarmış. Sonrasında tekrar Kıyamet Çukuru’na götürülmüş ve bu sefer dokunulmakla yetinilmemiş, değiştirilmiş. Moiraine’in ifadesiyle ‘algıları yoğunlaştırılmış’ yani artık aradığını net olarak teşhis edebilecektir.

Padan Fain nasıl ve ne şekilde değiştirildi?

Karanlık Varlık, Yaratıcının tersi ya da anti-tezi olan varlık, Padan Fain’i insandan öte değil ama aşağı birşeye çevirir. Kendisinin de dediği gibi bir av köpeğine. Ta’verenleri görmek bir Yeti’dir, örneğin Siuan Sanche’nin sahip olduğu bir yeti. Karanlık Varlık’ın da Fain efendiye yaptığı modifiye şeklen bunun aynısıdır.

Bu varsayımın kaynağı da Yeni Bahar’da Ejder’i bulmak için Karanlıkdostlarının izledikleri yoldur, şanslı olduğu söylenen, dikkat çeken erkek çocuklarını öldürmek. Ejder’in ta’veren olduğu-olacağı kesindir, ta’veren olmanın alametlerinden en açığı etrafında olan sıradışı olaylardır ki Moiraine’de Rand’ı Tear’a kadar aynı yolla izlemiştir.

Sonuçta Karanlık Varlık’ta Ejder’i aynı yolla senelerdir aramaktadır, Desen’in etrafında örüldüğü bir genç ile. Bu yüzden Fain efendiyi başta yalnızca ta’verenleri farkedeceği üzere değiştirir.

Padan Fain ertesi sene avının izini bulduğunda Karanlık Varlık kesin sonuç almak için Fain’i kırar. ‘Şöyle yaptı, böyle yaptı’ diyecek bilgimiz yok ama insan kılığında bir av köpeğine dönüştüğünü, Karanlık Varlık’ın dokunuşunu üzerinde taşıdığını ve işlem sonucunda zihninin tutarlılığını kaybettiğini biliyoruz. Devam edersek,

  • Fain ertesi sene yollar yolculuk yapmaya yetecek kadar kuruduğunda Emond Meydanı’na kadar iz sürer, Mat, Perrin ve Rand’ı teşhis eder. Fain görevini yerine getirmiştir.
  • Memleketi Lugard’a döndüğünde rüyasında Ba’alzamon ona görünür, standart Gölge teklifini yaparak güç ve şöhret vaad eder. Karşılığında Fain rüyasında yine detaylarını bilemediğimiz bir takım garip gureba ayinler gerçekleştirerek kendisini Karanlık Varlık’a bağlar.
  • Fain efendinin arayışının 3. senesidir, Ba’alzamon’un planına göre;
    • Fain efendi bu defa Emond Meydanı’na gittiğinde teşhis ettiği üç genci işaretleyecektir (Nasıl işaretleyeceği muamma)
    • Manetheren yolkapısından bölgeye gelen Myddrraal ve Trolloclar, köye saldırıp bu üç genci kaçıracaktır.
    • Plan başarısız olur, Moiraine Damodred varlığıyla sürpriz olur ve üç genç Emond Meydanı’ndan kaçar.

Padan Fain görevini başarıyla yerine getirmiş, pazarlıkta üzerine düşeni yapmış ve karşılığını beklemektedir. Ne var ki Gölge sahip olduklarından kolay vazgeçmez.

  • Myddrraal Emond Meydanı’ndan kaçan üç genci takip ederken Fain’i de yanına katıverir. Taren Salı’na kadar onlarca kilometre takibi sürdürürler fakat karşılarına nehir çıkar. Trollocların su alerjisi gün yüzüne çıkar ve Soluk onları geldikleri Yolkapısı’na geri götürmeye karar verir. Fain efendiyi Yolkapısı’nda azad eder.
  • Padan Fain’in canına tak etmiştir, gördüğü muamele de hoşuna gitmez ve Karanlık Varlık’la işi bitmiştir.
  • Memleketi Lugard’a dönerek yeni bir başlangıç yapmak ister, eve dönüş için Baerlon yollarına düşer fakat kasabaya varamadan bir başka Myddrraal ve çetesi onu bulur. Ve cezalandırır. Fain’in Soluk’lara gıcığı da buradan gelmektedir.
  • Fain tasmalanarak İki Nehirli üç genç avına zorla dahil olur. Av sonunda Shadar Logoth’a ulaştığında, avcılar av olur ve Mashadar gölgedöllerini katletmeye başlar.
  • Padan Fain’de istisna değildir ama öldürmek yerine Mashadar Shadar Logoth’tan çıkmak için Fain’i ele geçirmek ister, yeni ve taze bir beden.

Shadar Logoth’ta Padan Fain’e tam olarak ne oldu?

Artık kimsenin yaşamadığı Shadar Logoth’ta bir anlamda hapis olan Mashadar buradan kurtulmak için önce üç ta’vereni kullanmak ister ama başarısız olunca eline geçen ilk fırsat Padan Fain olur.

Mashadar adamın bedenini ele geçirmek için hamle yapar ama ummadığı bir sürpriz karşılaşır. Fain efendi normal bir insan değil, Karanlık Varlık tarafından değiştirilip biçimlendirilmiş bir ruhtur. Bir diğer deyişle tasalluta karşı şerbetlidir.

Fain bu süreçten psikolojik bir vaka olarak çıkar, Fain ya da Mordeth değil ikisinin mutasyonu bir varlığa dönüşür. Bir kolunu Karanlık Varlık’a diğerini Mashadar‘a kaptırmış ikisinin de zorlama ve bağlarından azad olmuş bir bilinmeyendir artık.

  • Tasmasından kurtulmuş olan Fain Shadar Logoth’tan kaçar. Ne var ki serbest kalamamıştır çünkü av köpeği olarak dönüşümü kalıcı ve süreklidir. Fain’in dürtüsünü sigara içenler anlayabilir, nasıl ‘yakayım bir tane‘ dürtüsü geliyorsa Fain’de aynı şekilde üç ta’vereni bulmak için bundan belki de milyon kat güçlü bir dürtü ve zorlama hissetmektedir. İstediğiniz kadar üşengeç olun sigaranız bittiğinde ‘amaan boşver‘ diyebildiniz mi? Fain’de diyemez, üstelik peşinde olduğu üç genç ondan uzaklaştıkça hissettiği zorlama da artmaktadır.
  • Caemlyn’e kadar düşe kalka vücudunun dayanabildiği kadar hızla gider. İz onu Yolkapısı’na götürdüğünde, düşünmeden Yollar’a girer. Burada grubu takip eder ama Aes Sedai ve Muhafızının varlığından dolayı yaklaşmaktan korkar, hem yaklaşsa ne yapacaktır? Sadece takip etmek zorundadır.
  • Yollar’da Machin Shin Fain’i yakalar. İlginç olan şudur ki Fain’i bir benzeri olarak selamlar yalnızca ve geçip gider. Robert Jordan bu olayı mesleki nezaket olarak tanımlar.
  • Fain grubu Fal Dara’ya kadar takip eder ama kalede yakalanır, yarı ölü haldedir. Burada Moiraine hikayesini zorla öğrenir ve şifa görür. Sonra da kalede hapsedilir.
*  Fain’in hikayesinin devamı Büyük Av’dan (Cilt 2) spoiler içerir, okumadıysanız beri durun.

*

 

Nynaeve al’Meara

Nynaeve al’Meara, Andor’un İki Nehir bölgesinin Emond Meydanı köyünün Hikmet’idir.

İsminin okunuşu: Nayniiv alMiiRah telaffuzu tam olarak böyle. Ya da dinleyebilirsiniz

Canımız ciğerimiz Nynaeve’miz diyorum ve hayat öyküsünü ardından da macerasını anlatmaya başlıyorum-seri öncesi kısmı spoiler korkusu olmadan okuyabilirsiniz.

Nynaeve, çiftçi bir ailenin tek kızı olarak dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Elnore al’Meara fakat babasının ismini bilemiyoruz. Yine de babasının her zaman bir oğul istediğini bu sebeple Nynaeve’yi biraz nasıl demek lazım erkek fatma gibi yetiştirdiğini söyleyebiliriz kızına küçük yaşta avlanmayı ve iz sürmeyi öğretmiştir.

Henüz 13 yaşındayken ailesini kaybetmiş, sebebi anlatılmasa da bir salgın olduğu zannediliyor. Bundan hemen sonra Emond Meydanı köyünün yaşlı Hikmet’i Doral Barran ona sahip çıkmış ve çırağı yapmıştır ki Nynaeve zaten çocukluktan beri Hikmet olmak istemektedir. Ve karakterinin çoğunlukla bu çıraklık döneminde oluştuğunu belirtmek gerek.

Nynaeve al’Meara 1.65 boylarında siyah saçlı büyük kahverengi gözleri olan zayıf ve ince bir kadın olarak tarif edilmektedir. 16 yaşından itibaren saçlarını kalın bir örgü halinde uzattığını ekleyelim. Mizacı ve karakteri ise böyle bir cümlede özetlenecek türden değil.

Öfkeli,asabi,inatçı ve tahammülsüz biridir. Ama bunlar çok yardımsever,biraz yufka yürekli,cesur,gururlu ve mert biri olduğu gerçeğini gölgelememeli. En azından çok gölgelememeli çünkü aynı zamanda eğe gibi bir dili olan feminist bir karakter kendisi. Bu kadarla kalmıyor tabi ama hikayesine devam edelim,

Nynaeve 13 yaşında köyün Hikmet’i Doral Barran’a çırak olur ve eğitimi başlar. Hastalıklar,tedavileri ve bitkileri öğrenirken sosyal sorumluluklarını da idrak etmeye başlar. Onda gördüğümüz aşırı sorumluluk ve görev bilinci duygusunun temelleri de muhtemelen burada başlıyor.

Çıraklığının 2. yılında o sıralar 8-9 yaşlarında olan Egwene al’Vere kemikkıran hastalığına yakalanır. Hikmet Egwene’nin hastalığı atlatamayacağından endişelidir ve Nynaeve’yi gece hastanın başında nöbetçi bırakır. Nynaeve Egwene’ye birşey olacağından öyle korkar ki bilinçsizce ilk defa saidar‘a dokunarak Egwene’yi iyileştirir.

Egwene’nin iyileşmesini takip eden hafta bu defa Nynaeve Tek Güç’e dokunmanın bir yan etkisi olarak çok ciddi bir hastalık geçirir. Hikmet Doral Barran’ın bir önceki çırağının da Tek Güç kıvılcımıyla doğduğunu fakat varlığından haberdar olmadığı yeteneğinin ölümüne sebep olduğunu hatırlatmakta fayda var. Nynaeve yönlendirmenin o ilk etkilerini atlatmayı başarır fakat o da kendisine ne olduğunu bilmemektedir. Tek bildiği zaman zaman bir süreliğine hastalandığı ve iyileştiğidir. Nihayetinde hayatına devam eder.

Seneler birbirini takip eder ve 18 yaşına bastığında ustası Doral Barran ölür. Nynaeve onun ardılı olarak Kadın Kurulu tarafından yeni Hikmet seçilir. 18 yaşında bir kızın köydeki kadınların önderi olacak bir konuma gelmesi görülüp duyulmuş şey değildir, pek çok kimse tarafından sindirilemese de Nynaeve kararlıdır ve daha da önemlisi insanların çenesini kapamasına yetecek kadar yeteneklidir.

‘Hikmet olamayacak kadar genç’
‘Küçük bir kızı Hikmet yaptığımızı söylersek insanlar bize güler’
‘Kız kendine koca bulmalı’
‘Emond Meydanı’nda böyle bir Hikmet olamaz’

Yeni Hikmet’in seneler sonra dahi karşılaştığı eleştiri ve alaylardır bunlar ama Nynaeve azimli ve dirayetlidir, yılmaz. Bahsedilen o eğe gibi dili, sertliği ve öfkesi yine tahammülü zorlandığında kullandığı bastonu bu dönemde ortaya çıkar ve çoğunlukla otoriter,saygın Hikmet imajını oluşturmak maksadı ile belki de bilinçsizce gelişir.

Başarılı da olur, bağırarak çağırarak azarlayarak ve köpürerekte olsa otoritesini benimsetmeyi başarır hem annesi yaşında olacak kadınlardan oluşan Kadın Kurulu’na hem de dedesi olacak yaşta adamlara (örneğin Cenn Buie) diş geçirmeyi başarır.

Ne var ki Nynaeve genç bir kız olmaktan vazgeçmek zorunda kalmıştır, çok daha sonraları büyük bir keyifle giydiği çeşitli kumaştan elbiselerden,takılardan ve saçlardan bu dönemde vazgeçmiş, flört etme çağını pas geçmiştir. Belirtmek gerekir ki Hikmet olduğu için, başka bir sebepten değil.

Nynaeve kaşlarını çatıp örgüsünü çekiştirirken... Tanıdık geldi mi?
Nynaeve kaşlarını çatıp örgüsünü çekiştirirken… Tanıdık geldi mi?

Hikmet yetenekli bir şifacıdır, çok derin yaraları iz dahi kalmadan iyileştirmekte insanları ölümün pençesinden çekip almaktadır. Ayrıca tüm Hikmetlerin yapabildiğini iddia ettiği fakat pek azının sahip olduğu ‘rüzgarı dinlemek‘ yeteneği gerçekten de vardır. Nynaeve mevsimleri hissedebilmektedir, böylelikle köylüleri de yönlendirmekte ve köyün iktisadi hayatına da katkıda bulunmaktadır.

Nynaeve al’Meara 23 yaşlarında iken o seneki kış ile ilgili yaptığı tahminler fena halde ters teper. Ona göre sakin ve çok uzun sürmemesi gereken kış mevsimi köylülerin hatırladığı en zorlu ve uzun kışı olmuştur. Nynaeve’de herkes kadar şaşkın ve huzursuzdur fakat bunu gizler, yalan söylemeyi pekte beceremediği için bu konuda sessiz kalır. Ve Hikmet olmak için gerekli nitelik ve yeteneğe sahip olduğunu düşündüğü Egwene’yi kendisine çırak alır.

Bir Hikmet ananevi adet gereği Belediye Başkanı ile anlaşmazlık yaşar ama Nynaeve çok öfkeli bir feminist olduğu için Bran al’Vere gibi babacan bir adamı bile zıvanadan çıkarabilmektedir. Bu konuda aşırı abartılı tutumlar sergilediği pek çok kimse tarafından söylenegelmektedir.

YÇ.998 yılında dünyanın pek çok farklı köşesinde olduğu gibi, örneğin Caemlyn’de Kraliçe’nin,Tar Valon’da Amrylin’in suçlandığı gibi Emond Meydanı’nda da Hikmet bu anormal kıştan sorumlu tutulur. Köy ahalisinden bazıları Nynaeve’den şikayet etmeye başlarlar.

Bu şartlar altında o yılın bahardan ses seda olmamasına rağmen kutlanacak olan Bel Tine’ından kısa bir süre önce Emond Meydanı’nda bazı önemli hadiseler cereyan etmeye başlar. Köye bir Aşık,bir Çerçi ve hikaye toplamaya geldiğini söyleyen asil görünümlü bir hanımla koruması gelir.

Nynaeve ve Moiraine’nin efsaneleşen geçimsizlikleri tam olarak bu tarihte başlar. Kendisinden çokta yaşlı gözükmeyen asil görünümlü,burnu yukarıda bir kadın ona tepeden bakarak yön sormuş ve ona ‘çocuğum’ demiştir. Nynaeve bunu hiç sindirebilir mi?

Dünyanın Gözü spoiler içerir, hala okumayan var mıydı?

*

Tam da yabancıların geldiği günün akşamında, yani Kışgecesi’nde Trolloclar Emond Meydanı’na saldırır. Nynaeve saldırı sırasında neredeydi bilemiyoruz fakat o gece sabaha kadar yaralı insanları tedavi etmekle meşgul olur.

Bir Hikmet olarak Nynaeve’nin taşıdığı sorumluluğu ne şekilde sırtlandığından bahsetmiştik, Kışgecesi’nde de yardım edemediği insanlara -mesela Tam’e- karşı içi parçalansa da üzülmekle vakit kaybetmez acısını içine atıp yardım edebileceklerini tedavi etmeye devam eder.

Ertesi günün akşamında, Bel Tine gecesi Moiraine denen kadın Rand,Perrin,Mat,Egwene ve Aşık ile birlikte ortadan kaybolurlar. O kadın 4 Emond Meydanı gencini kaçırmıştır. O kadın onlardan birşey istemektedir.

Bel Tine’ın ertesi günü Köy Kurulu toplanır ve ne yapacağına karar vermeye çalışır. Köyün gençlerini geri getirmek isteseler ve işin içinde bir Aes Sedai vardır, kimin onları geri getireceği sorusu da havada asılıdır. Nynaeve bir karara varılamayacağını görünce Kadın Kurulu’nu toplar ve gençlerin peşinden gitmeye gönüllü olur, Kadın Kurulu’nu ikna eder ve Köy Kurulu’na not bırakır.

Nynaeve görünürdeki bu sebeplerle Emond Meydanı gençlerini geri getirmek üzere sessiz sedasız bir başına yaya olarak İki Nehir bölgesini geçer Trolloc,Myrddraal ve Draghkarların arasından Taren Nehri’ni geçerek Baerlon’da Geyik ve Aslan Hanı’nda Moiraine ve diğerlerini yakalar. Onca tehlikenin içerisinden geçip izlerini bulmaları Lan’i bile etkiler.

Baerlon’da Min onun da grubun bir parçası olduğunu gördüğünü söyler, ardından Moiraine ile Nynaeve gençleri köye geri götürme konusunda tartışırlar. Gecenin devamında bir Soluk hana saldırınca apar topar Baerlon’dan ayrılırlar ve Nynaeve’de bir anlamda grupla gitmek zorunda kalır.

Nynaeve yolda kendisine yeni bir uğraş edinir; Moiraine Damodred. Aes Sedai yol arkadaşlarının yol yorgunluğu ve bitkinliğini giderebilirken kendisi için bu türlü bir çözüm olmadığından dolayı içlerinde en bitkin ve halsiz olan odur. Nynaeve’de kadını bezdirene kadar yorgunluğu için bitki tavsiyelerinde bulunur, kadının bam teline basıyor gibi gözüktüğü için…

Shadar Logoth’ta grubun üçe ayrılmasından sonra Moiraine,Lan ve Nynaeve grubunda gerginlik tekrar üst seviyeye çıkar.  Başlarına bu işleri getirdiği için Nynaeve Moiraine’e köpürmektedir. Moiraine ile yine tartışırlar ve kendisinin de Tek Güç yönlendiricisi olduğunu kadının ortaya koyduğu savların doğruluğundan dolayı kabullenir.

Nynaeve canlandırması
Nynaeve canlandırması

Kadının muhafızı Lan’de kadının sinirini bozmaktadır ama Nynaeve adamı başından beri beğenmektedir bunu da belirtelim. Lan’in de aynı şekilde kadına karşı hisleri olduğunu, Nynaeve 4 gencin kaybolduğunu öğrendiğinde ağlarken gördüğünde verdiği tepki ile kadını yolculuktan vazgeçip köyüne döndürme çabasından anlıyoruz. İkili arasındaki ilişki bir rekabet şeklinde başlıyor, Nynaeve kendisini adama ispat etme çabası içerisinde sürekli.

Perrin ve Egwene’yi esir oldukları Beyazpelerinliler kampından kaçırırlar ve Caemlyn’de Mat ve Rand’i bulurlar. Buradan Yollar’a girerler ve Shienar Fal Dara’ya ulaşırlar. Burada Lord Agelmar Jagad Nynaeve ve diğerlerine Lan’ın hikayesini anlatır.

Lan’ın hüzünlü hikayesi Nynaeve’nin aşkını depreştirmiş olacak ki Afet’e yolculuklarındaki ilk kampında adama açılır. Tabir-i caizse mert ve açık yürekli bir kadındır Nynaeve hiç öyle oyunlara entrikalara girmez çatır çatır niyetini söyler. (Bu kısmı biraz abartmış olabilirim) Karşılığında Lan Nynaeve’yi şöyle tanımlar;

Sen olağanüstü bir kadınsın, gün doğumu kadar güzel, bir savaşçı kadar vahşisin. Sen dişi bir aslansın, Hikmet.

Nynaeve aşkına en azından aradığı şekilde karşılık bulamaz. Arada iki engel vardır, biri Moiraine biri de Lan’in Gölge ile olan savaşı. Nynaeve ikisinin de üstesinden gelmeye kararlıdır hele bir Aes Sedai olsun…

  • Büyük Av (2. Cilt) spoiler içerir, dikkat.

    *

Amrylin’in maiyeti ile birlikte Fal Dara’dan yanında Egwene ile yola çıkarlar. Kule’ye ulaştıklarında görülmemiş şekilde Nynaeve’in yeterince bildiği öne sürülerek çömezlikten muaf tutulur ve bir Kabuledilmiş olarak Aes Sedai eğitimine başlanır.

Bundan kısa süre Liandrin Guirale ya da kısaca Liandrin Sedai tarafından Rand’ın tehlikede olduğu haberini alırlar ve ona yardım etmek için Falme’ye gitme teklifini kabul ederler. Ama Nynaeve işkillenmiştir bir kere.

Egwene,Elayne,Min ve Nynaeve tıpış tıpış Liandrin’in ardından Yollar’ı kullanarak Falme’ye ulaşırlar. Vardıkları gibi de Liandrin’in kendilerine tuzak kurmuş olduğunu keşfederler, Egwene tasmalanır ve Min esir alınır. Nynaeve elbette o kadar kolay lokma değildir ve Elayne ile ikisi kaçarlar.

Falme’de saklanarak ve kaçarak Egwene ile Min’i kurtarmak için ve sonrasında Liandrin’i ifşa edip intikam almak için planlar yaparlar. A’dam ve sul’damların sırrını ilk çözen de onlar olur. Böylelikle Egwene ve Min’i kurtarırken Egwene’nin damanesi Renna Emain’i tasmalanmış bir şekilde bırakıp kaçarlar.

  • Yenidendoğan Ejder (3. Cilt) spoiler içerir, okumadıysanız lütfen dikkat ediniz.

*

 

 

Taringail Damodred

Taringail Damodred, Cairhien Prensi ve Caemlyn’in ilk Kılıç Prensi ile Naip Prensi. Adam Prens yani.

Dalresin Damodred’in ilk evliliğinden tek çocuğu olan Taringail’in aralarında Moiraine’in de bulunduğu üç yarım kan kız kardeşi bulunmaktadır. Üç amcası vardır ki içlerinden biri Damodred Evi’nin Yüksek Makamı ve Cairhien Kralı’dır.

Taringail’in görünüşü hakkında pek bilgimiz yok daha doğrusu neye benzediği hakkında hiçbir fikrimiz yok ama etkileyici bir adam olmalı ve bir Cairhien’li olduğuna göre pekte uzun boylu olamaz. Ötesi hayalgücüne kalıyor.

Soğuk ve mesafeli biri olduğunu biliyoruz ve Cairhienli ölçülerine göre bile resmi. Bunun muhtemelen genç yaşta düşman sayılabilecek bir ülkede yaşamak zorunda olmasından kaynaklandığı varsayımı yapılabilir.

Taringail henüz gençken Andor’un Kız-Veliahtı Tigraine Mantear ile evlendirilmiştir. Böylelikle Cairhien’den ayrılarak Andor’un başkenti Caemlyn’e yerleşmiş ve Andor Kraliyet ailesine dahil olmuştur.

Taringail-Tigraine çiftinin evliliklerinden kısa süre sonra Galad isminde bir erkek çocukları olur. Bahsedildiği üzere çiftin evliliğine siyasi sebepler neden olmuştur, aralarında sevgi ya da aşk söz konusu değildir. Yine de hem Taringail hem Tigraine ikisi de Galad’ı oldukça sevmiş ve onunla meşgul olmuşlardır.

Taringail’in Caemlyn Kraliyet Sarayı’ndaki yerinden bahsedelim, tahtta Kraliçe Mordrellen Mantear oturmaktadır, bir Kılıcın İlk Prensi olup olmadığını bilmiyoruz. Olmadığını varsayarak hemen ardından Kız-Veliaht Tigraine Mantear tahtın varisi ve abisi Luc Mantear Kılıcın İlk Prensi(ya da adayı) şeklinde bir hiyerarşi bulunmaktadır. Ancak bu üç ismin ardından Lord Taringail Damodred gelmektedir. Yani sarayda bir Prens daha, Taringail olduğu haliyle atıl vaziyettedir Caemlyn’de.

Ancak talihi döner, önce Luc sonra Tigraine sırra kadem basarlar ve Taringail oğlu Galad ile sarayda kalakalır. Resmi olmasa da artık sarayda daha etkin bir durumdadır. Ne var ki Kraliçe Mordrellen’de kısa süre sonra ölünce Tigraine’de ölü kabul edildiğinden Andor’da taht savaşı başlar. Evler taht için çekişedursun dul kalan Taringail Damodred Caemlyn Sarayı’nda işleri idare etmektedir. Taht mücadelesi tam 2 sene sürer.

Soru– Ortada bir iktidar boşluğu varken neden kendisi tahta oturmadı?

İlk sebep Andorluların dışarlıklı bir Prensi başlarına kabul etmeyecek olması. İkincisi Andor’da gelenek hep Kraliçe’nin hükmetmesi şeklinde olmuştur. Üçüncüsü Taringail’in o dönemde Andor’da fazla bir nüfuzu olmadığını görüyoruz. Heralde siyasi ortam müsait değildi ki amcasının desteğini alarak Elayne’nin yaptığını yapsın yoksa öylesi gayet mümkündü.

Sonunda Morgase Trakand galip gelir ve Andor’un yeni kraliçesi olur. İlk işlerinden birisi de Taringail Damodred ile evlenmektir, böylelikle Taringail’in özellikle de Damodred ailesinin nüfuzunu kullanarak yerini sağlamlaştıracaktır. Madalyonun öteki yüzünde ise Taringail önceleri sarayda bir başka asilken artık ülke yönetimine ortaktır.

Böylelikle Taringail Damodred’in ikinci evliliği de siyasi sebeplerle gerçekleşmiştir. Tahtı kim alırsa alsın Cairhien tehdidi yüzünden Taringail ile evlenmek zorunda kalacak ve Taringail’de Kılıcın İlk Prensi olmak için tahtı kim alırsa alsın onunla evlenecekti. Yani ortada iki tarafın da niyetli olduğu bir anlaşma var. Merak edilen durum şu ya evli bir adam tahtı kazansaydı ne olacaktı?

Aşağı yukarı bu zamanlarda Aiel Savaşı başlar. Morgase Trakand Kraliçe’dir ama Taringail Damodred’i pek sindiremediğini görüyoruz. Bu dönemde Morgase hem çok genç hem de tahtta yeni ve acemidir. Taringail ise yıllardır sarayda ve ucundan da olsa yönetimde olduğundan onun varlığı daha ağır basmaktadır. Muhtemelen Morgase’e pek Kraliçelik yapma imkanı tanımamaktadır.

Taringail ve Morgase çiftinin evliliklerini izleyen yıllarda iki önemli gelişme olur bunlardan ilki Aiel Savaşı’nın bitmesi, ikincisi ise Elayne ve Gawyn isminde peşpeşe iki çocuklarının olmasıdır. Aiel Savaşı’nın bitmesi ile Taringail’in tüm amcaları ölür, babası ise önceki yıllarda ölmüştür zaten. Cairhien tahtı da yıllar önce Andor tahtının olduğu gibi boştur ama o tahtta Taringail için ulaşılamaz konumdadır çünkü o artık Andor’lu addedilmektedir. Kendisinin de bu yol ve yönde bir aksiyon almadığını görüyoruz, belki imkansızlığı gördüğünden belki de kendisini Andor tahtına daha yakın hissettiğinden.

Taringail Morgase’e tahtta rahat vermez, ikili arasındaki sözlere pek dökülmeyen soğuk savaş tam gaz devam etse de Taringail cephesinde de sorunlar vardır. Bunlardan en önemlisi Morgase’in etrafındaki Gareth Bryne ve Thom Merrilin gibi güçlü karaktere sahip,zeki ve yetenekli kimselerdir.

Taringail Kraliçe Morgase’den duyduğu rahatsızlığı biraz fazla belli etmiş olacak ki çıktığı bir av sırasında Thom Merrilin tarafından ayarlanan bir kaza sonucu ölür ve Morgase Andor’un mutlak hakimi haline gelir.

Hakkında söyleyebileceğimiz son şey Galad’a verdiği bir öğüttür;

‘Asla güvenmemen gereken iki tür insan vardır. Bunlardan ilki güzel kadınlar, ikincisi de Aes Sedai’ler. Eğer her ikisi de olan bir kadınla karşılaşırsan oğlum Işık yardımcın olsun’