Robert Jordan

James Oliver Rigney Junior, nam-ı diğer Robert Jordan, 17 Ekim 1948 tarihinde Güney Carolina eyaletine bağlı Charleston şehrinde doğmuştur diyerek bu konuda vereceğim ilk ve tek ansiklopedik bilgiyi eklemiş olayım. Bütün hayatı da aslında bu şehirde geçiyor.

Genellikle bilindik bir bilgidir ama bilmeyenler için Robert Jordan yazarın gerçek ismi değildir yazdığı farklı kitap ve yazılarda Chang Lung, Reagan O’Neal ve Jackson O’Reilly gibi takma isimler kullanmıştır. Bunun sebebini 2000 yılında Locus Magazine’e verdiği röportajda açıklıyor

‘Kitaplarda hiç gerçek adımı kullanmadım. 70’lerin sonunda Vietnam hakkında bir kitap yazmayı düşündüm ve adımı orada kullanmak istedim. Farklı tür yazılarımda farklı isimler kullanmaya karar verdim, basitçe kafa karışıklığını önlemek için’

Hayat hikayesine dönersek, 4 yaşında kendisinden 10 küsür yaş büyük ağabeyinin de destek ve gözetiminde kendi başına okumayı çözüyor ve okumayı oldukça sevdiğini keşfediyor. Yazar olma fikri söylediğine göre o dönemde aklına yerleşiyor. Ancak reşit olduğu yıllarda Vietnam savaşı çıkıyor ve henüz 20 yaşında iken 1968 yılında savaşa katılıyor, helikopter ateşçisi bizdeki tabiri sanırım, 1970 yılının sonuna kadar askerliği devam ediyor. Savaşın ardından bir de madalya aldığını ekleyeyim. Hatta bir ilave daha, seride kadınlara zarar verme ile ilgili yüksek hassasiyetin kendisinin başına gelen bir olaydan kaynaklandığını belirtiyor.

Askerlik bitince Güney Carolina askeri üniversitesinin savaş gazilerine öğrenimlerine devam etmeleri için tanıdığı bir hak var, ona katılıyor ve fizik bölümünden mezun oluyor. Ardından da Deniz Kuvvetleri’ne nükleer mühendisi olarak katılıyor. Muhtemelen tam da bu dönemde Manhattan’dan memleketi Charleston’a dönüş yapan kitap editörü Harriet McDougal ile evleniyor. Bu evliliğin nedeni mi sonucu mu bilinmez kitap aşkı alevleniyor gibi gözüküyor veya şöyle düzelteyim kitap piyasasında çalışan eşi de destek oluyor birşeyler yazmak konusundaki isteğinden bahsettiğinde.

Fırsat talihsiz bir şekilde ayağına geliyor, bir denizaltı iskelesinden inerken düşüyor ve oldukça ciddi şekilde yaralanıyor. Kan pıhtısı ve dizi nedeni ile ameliyat olup bir ay hastanede yatıyor ama anlaşılan dizi tam olarak hiç iyileşmiyor ki resimlerinde gördüğümüz bastonun nedeni de bu sakatlık. 28-29 yaşından itibaren baston kullanmaya mahkum oluyor. Bu yaralanma döneminde şunun farkına varıyor, hayat çok kısa ve hayallerini ertelemenin sonu yok. Evde iyileşme döneminde kitaplara tutunuyor ve kendi ifadesiyle okuduğu her kitapla ‘daha iyisini yapabilirim’ hissi baskın hale geliyor. Kısa süre sonra bu şevk ve ilhamla ‘Warriors of Altaii’ isimli kitabı 2 hafta gibi bir sürede yazıyor, ayrıca gazete ve dergilere de yazılar göndermeye başlıyor.

Çok doğal olarak iş yerinde sorun çıkıyor. Kitap yazmak için sakatlığını bahane ettiğinden ve işe dönmediğinden şüpheleniliyor ve amirinin de bu türlü bir laf etmesinden iki hafta sonra kararını verip istifa ediyor. Yine kendisinin tabiri ‘Yazar olmak için nükleer mühendislikten istifa ettim‘ oldukça güzel bir özet.

Tabi kitap yazmakla bitmiyor, kitabın yayınlanabilmesi de gerek. Birkaç kapı gezdikten sonra görüşüp anlaştığı yayınevi kitabını basmaktan vazgeçiyor, Robert Jordan’da sürekli ziyaret ettiği küçük bir kitapçının sahibiyle sohbet ederken bu durumdan yakınırken adam ona bir başka yayıncı tavsiye ediyor – Harriet McDougal. Harriet o dönem Manhattan’daki işinden ayrılıp tekrar memlekete Charleston’a dönmüş bir kitap editörü. Kitapçının tavsiyesiyle James Oliver Rigney ve Harriet McDougal buluşuyorlar ve Harriet bu kitabı okuyor. Ardından kitabın fena olmadığını ama bunu bir tecrübe kabul edip yeni birşeyler yazmasını istemekten ziyade ikna ediyor. Böylelikle Fallon üçlemesi ortaya çıkıyor ve ilk kitap 1980 yılında yazar Reagan O’Neal adı ile yayınlanıyor.

Takip eden 1981 yılında kitap işlerinden doğan ilişki resmi bir hal alıyor ve James Oliver Rigney ile Harriet McDougal evleniyorlar. Aynı yıl Fallon serisinin ikinci kitabı ve 1982 yılında üçüncü kitabı yayınlanıyor. Aynı yıl yazar Jackson O’Reilly adı ile Cheyenne Raiders kitabı yayınlanıyor. 1982 yılında artık biri yayınlanmamış olsa dahi 4 kitap sahibi bir yazardır James Oliver Rigney.

O dönem Barbar Conan fırtınası esmekte olduğundan yayıncı TorBooks fırtına tersine dönmeden hızlıca birkaç Conan kitabı daha yayınlamak istemekte ve bu iş için bir yazar aramaktadır. Durumdan haberdar olan Harriet bu işi eşine bağlar, dolandırmayayım. James Oliver Rigney bu yeni tür – fantezi- için kendisine yeni bir isim bulur, Robert Jordan. Oldukça hızlı bir şekilde aynı yıl 1982’de iki Conan kitabı birden yayınlanır.  Peşisıra 5 kısa roman daha yazar ancak 1984 yılına gelindiğinde Conan’ın ikinci filmi yayınlanır ve sinemadaki başarısızlığı ile tahmin edildiği üzere fırtına artık tersine dönmüş ve bu projede sona gelinmiştir.

Yayıncı TorBooks’tan Tom Doherty – ki bu ismi Brandon Sanderson seçiminde sıkça duymuşsunuzdur – Robert Jordan’a başka ne yazabileceğini sorar. Onun aklında da birşeyler vardır ‘biri omzunuza dokunup size insanoğlunun kurtarıcısı olacaksın dese’ ne düşünür ne yaşarsın veya neler yaparsın düşüncesinden birşeyler üretebileceğini düşünüyor. Bu fikir aklına ilk defa 1977-78 veya 79 yıllarında henüz evlenmemişken Harriet’in oğlu Will ile vakit geçirdikleri sırada geliyor hem de tanıdık şekilde – Dungeons and Dragons. Ben hiç oynamadım ama duymuşluğum var tabi, Will arkadaşlarıyla bu oyunu oynarken Robert Jordan’da arayı iyi tutma çabası içerisindeyken, oyuna dahil oluyor. D&D oynadıkları sırada Zaman Çarkı tarzında bir fikir ilk defa oluşuyor.

Bu fikir kafasında yıllarca döndükten ve gelişip şekillendikten sonra Tom Doherty’nin sorusu ile hayata geçiyor. Harriet, Tom ve Robert Jordan oturup fikirden konuşuyorlar ve bir taslak oluşturulmasına karar veriyorlar. Dünyanın Gözü’nün oluşturulması 4 yıl sürüyor ve 1988’de ilk kitap taslağı ile oluşturulacak tüm serinin bir özetini teslim ediyor. Bildiğimiz üzere Dünyanın Gözü 2 yıllık bir revizyon sürecinden sonra yayınlanıyor.

Yazma rutinini şöyle tarif ediyor, kahvaltı, mektuplara cevap yazma ve telefon görüşmelerini tamamlama, 6-8 saat yazı. Haftanın 5 günü aynı düzen. Bir süre sonra sadece yarım litre güçlü kahve eşliğinde günde 12-14 saat yazı. Haftanın 7 günü aynı düzen.

2006 yılına gelindiğinde Düş Hançeri’nin yayınlanmasının hemen sonrasında -ben daha önce kanser diye okuduğumu hatırlıyorum ancak tekrar kontrol ettiğimde gördüğüm- kalp duvarlarını kalınlaştıran bir kan hastalığı teşhisi koyulduğundan bahsediliyor. 4 yıl ömür biçiliyor teşhis ile birlikte ancak üniversite hastanesinde deneysel bir tedavi için gönüllü oluyor ve aynı sene içerisinde iyileşme belirtileri gösteriyor. Aslında Robert Jordan kendisi de iyileşeceğine oldukça emin ve tedavi için iyimser. Henüz yayınlanmamış serinin son kitabı Işığın Anısı için endişeleniyor ve ilk başta kendisi notlar alıyor. Bir süre sonra hastalığı ağırlaşınca da Robert Jordan eşi ve asistanına not aldırmaya başlıyor, onlar da hem not alıyor hem de sesini kaydediyorlar.

16 Eylül 2007 günü hastalık teşhisinden 1 sene sonra 58 yaşında vefat ediyor, yıllar önce ve kitapların önsözünde yazdığı üzere ‘tabutunun çivileri çakılana kadar’ da yazmaya devam ediyor. Robert Jordan ardında 3 milyon kelime olduğu hesaplanan taslaklar, notlar, ilk kitapla birlikte yazdığı son kitaba ait bazı tamamlanmış bölümler, tamamlanmamış bölümler, kime ne olacağına dair yönergeler mirası bırakıyor.

Bir Cevap Yazın