Karakterler

al’Lan Mandragoran

al’Lan Mandragoran, YÇ.953 yılında Malkier’in Afet’e yenik düştüğü sene doğmuştur. Babasının ismi al’Akir Mandragoran ve annesi el’Leanna Mandragoran’dır. İsminin başındaki -al eki kral soyundan geldiğini gösteren bir ünvandır.

Lan, Yedi Kulenin Efendisi, Göller Lordu ve taç giymemiş Malkier Kralı ve Dai Shan yani Savaş Lordu’dur. Aieller ona Tek Adam,Tüm Bir Halk olan Adam,Tek Adamdan Oluşan Halk anlamlarına gelen Aan’allein derler. Aynı zamanda Moiraine Damodred’in Muhafızıdır.

Lan Mandragoran

Lan Mandragoran yaklaşık 2 metre boyunda geniş omuzlu,atletik, artık griler çıkmaya başlayan saçları omuz hizasında olan mavi gözlü bir adamdır. Malkier adetlerine uygun olarak saçlarını arkada tutan deriden bir saç bandı takar ki buna hadori denir.

Duygularını hemen hemen hiç belli etmeyen, az ama genellikle öz konuşan Rand’ın tabiriyle soğan gibi katman katman birisidir.

Krallığı olmayan bir kral olarak Lan, henüz bebekken sırtına imkansız ve umutsuz bir misyon yüklendiğinin bilincinde olan ama yine de vazgeçmeyi reddeden halkının özelliklerinin ve geleneklerinin son timsali ve savunucusudur. Buna rağmen Gölge’ye karşı savaşmaktan vazgeçmeyen, pes etmeyi reddeden büyük olasılıkla yaşayan en büyük kılıç ustasıdır. Tarihteki en büyük kılıç ustası da olabilir aslında, göreceli bir karşılaştırma ama Son Savaş’tan sonraki yıllarda Jaerom’u da geçtiği söylenecektir muhtemelen.

Şan, şeref ve gurur gibi kavramları henüz çok gençken oldukça keskin bir şekilde omuzlanmasına rağmen pek çok açıdan oldukça toydur, henüz keskin kenarları yontulmamış bir kılıç. Kimi hatırlatıyor gözünüzün önüne gelmiştir belki, muhteşem Yenidendoğan Ejder’in ilk zamanlarını. Kimbilir belki de Rand’ın ilk başlarda Lan’ın desteğini araması ve akıl hocalığına minnettar olmasının sebebi Lan’in de gençliğinde benzer bir yoldan geçmesindendir.

Moiraine ile tanışana kadar Aes Sedai’leri hiç sevmediğini hatta Moiraine’i de başlangıçta sevmediğini eklemek gerek. Tam olarak şöyle düşünür;

Bir Aes Sedai,eğer gerçekten öyleyse, hem de Cairhienli? Daha kötü bir birleşim olamaz.

Aes Sedaileri sevmemesinin başlıca sebebi Beyaz Kule’nin Malkier Gölge’ye yenik düştüğünde yardıma gelmemesidir. Ek olarak Aes Sedai’ler sıradan adamlar için başlı başına bir antipati kaynağıdır malumunuz.

Ne var ki bu ikilinin yollarını birleştiren daha büyük ve yüce bir davadır, Trolloclarla değil Myddrraallerle değil Afetle değil ama Gölge’nin kendisiyle olan nihai savaş. Bu savaş 20. yılını devirdiğinde Lan’ın içinde ilk defa geleceğe dair bir umut yeşerir.

Lan ve Nynaeve

İşte o umut

Yeni Bahar (Cilt O) ve Dünyanın Gözü’nü (Cilt 1)okumuşsunuzdur umarım ya da birazcık spoiler yemeye itirazınız yoktur çünkü Lan’in hikayesini ve karakterini kitaplardan anlatmak daha doğru olur.

*

al’Lan Mandragoran, Afet’i ve Afet’in dehşetini dünyadan uzak tutan Sınırboylarının en uzak ucundaki Malkier ülkesinde veliaht olarak doğmuştur. Henüz kundaktayken Malkier’in bir dizi ihanet sonucunda Gölge’ye yenik düşeceği kesinleşince Al’Akir ve Kraliçesi el’Leanna beşikteki Lan’i yanlarına getirtir.

Bebek ellerine Malkier krallarının kılıcını verdiler, bugün de kullandığı kılıcı. Aes Sedailer tarafından, Efsaneler Çağı’nı getiren Güç Savaşı, Gölge Savaşı sırasında yapılan bir silah. Başını yağla mesh ettiler, ona Dai Shan, Taç Giymiş Savaş Lordu unvanını verdiler ve onu Malkier’in bir sonraki Kral’ı olarak takdis ettiler. Onun adına Malkier krallarının ve kraliçelerinin kadim yeminini ettiler.

Demir sertliğini korudukça, taş baki kaldıkça Gölge’ye karşı direnmek için.
Tek bir damla kan kalana kadar Malkierlileri savunmak için.
Savunulmayanın intikamını almak için.

El’Leanna, oğlunun boynuna, hatırlanmak için bir saç tutamı yerleştirdi ve Kraliçe’nin kendi elleri tarafından kundaklanan bebek Kralın Askerleri’nden seçilmiş yirmi adama, en iyi kılıç ustalarına, en ölümcül savaşçılara teslim edildi. Aldıkları emir şuydu: çocuğu Fal Moran’a götürmek.

Askerlerden yalnızca beşi Fal Moran’a canlı ulaştı. Hepsi yaralıydı, ama çocuğa zarar gelmemişti. Beşikten itibaren ona bildikleri her şeyi öğrettiler. Başka çocuklar oyuncaklarla oynarken o silahları öğrendi, başka çocuklar bahçelerini keşfederken o Afet’i keşfetti. Beşiğinin üzerinde edilen yemin zihnine kazındı. Artık savunulacak bir şey kalmadı, ama intikam alabilir. Unvanlarını kullanmayı reddediyor, ama Sınırboyları’nda ona Taçlanmamış diyorlar ve Malkier’in Altın Turna sancağını kaldırsa onu bir ordu takip eder. Ama insanları ölümlerine götürmeyecek. Afet’te, bir kız ile flört eden bir delikanlı gibi ölümle flört ediyor, ama başkalarını aynı şeye sürüklemeyi reddediyor.

Anlaşılacağı üzere al’Lan Mandragoran henüz kundakta iken Malkier’den kesin ölüm anlamına gelen yerden kaçırılmış ve Shienar’a Fal Moran’a getirilmiştir. Burada Malkier gelenek ve adetlerine göre yetiştirilmiştir.

Elayne Lan hakkında şöyle düşünür ‘Hiç çocuk olmamış bir adam‘ ve görüldüğü üzere haklıdır da. Lan, çocukluğundan itibaren bir kılıç ustası,general ve kral olacak şekilde yetiştirilir. Bu yüzden belki de yaşayan en iyi kılıç ustasıdır, bir muhafız olduğundan pek gösteremese de iyi bir general ve asillerden de asil bir lorddur. Aynı zamanda kayıp bir ülkünün savunucusu ve son neferidir ki bu durum tüm karakterine işlemiştir.

Lan 15 yaşına geldiğinde Edeyn Arrel onu carneira’sı yapar, bu bir çeşit eğreti gelin adeti gibi birşey, filmi hatırlıyorsanız eğer. Ki madem konu bundan açıldı, Lan bekleneceği üzere hanım kısmını gözü görmeyen biri değildir aksine gençliğinden itibaren kadınlar arasında oldukça popülerdir. Yani Nynaeve ilk değil onu söylemeye çalışıyorum ama tam,kesin ve son.

Edeyn Arrel’in özelliği ve önemi şurada, her sıradan asil gibi kadın da Lan adına ve Lan için plan ve entrikalar yapmaktadır. Lan üzerinde yukarıdaki durumdan dolayı bir güç ve hakimiyeti vardır ve ikilinin bağı gizli de değildir. Öyle ki yıllar sonra Malkier’in Altın Turna sancağını açıp Lan adına ordu toplamaya çalışacaktır.

Lan 16 yaşına geldiğinde hadori takmaya başlar, bu İki Nehir’de kadınların saçlarını örme izni alması gibi bir adettir ve buna göre Lan artık bir erkektir. Ve Afet ile savaşı böylelikle başlar, tek başına ya da akıl hocası Bukama eşliğinde ama yanına asla adam almadan Afet ile savaşır. Ümitsiz olduğunu, eline hiçbirşey geçmeyeceğini bilerek.

Yıllar sonra Aiel Savaşı patlak verir ve Lan Büyük Koalisyon adı verilen müttefik güçlere katılarak küçük bir Sınırboylu birliğini komuta eder. Savaştan sonra yanında Bukama ile tekrar kuzeye, Sınırboylarına döner.

Kandor’un başkenti Chachin yakınlarındaki Canluum kasabasında Edeyn Arrel’in kendi adına ordu topladığı haberini alır ve hemen ardından 6 suikastçinin saldırısına uğrar.

Edeyn Arrel ile yüzleşmek üzere Chachin’e gitmeye karar verir. Suikastçilerin hatırası henüz çok tazeyken yolda yalnız bir kadın tarafından takip edilirler. Kadının bir başka suikastçi ya da karanlıkdostu olduğu şüphesi ile tuzak kurarlar ve kaza eseri Lan kadını göle atar.

Görev,şeref ve kadın gibi kavramların neredeyse kutsal olduğu Sınırboylarında Lan kadına karşı borçlu hissetmektedir. Bu işin Aielcesi artık toh sahibidir ve Seanchancası bakışlarının yere inmesidir.

Lan bu sebeple kadının kasıtsız hakaretlerini, burnu büyük tavırlarını, emirlerini ve hergün ayrı bir boyuta ulaşan eşek şakalarını metanet ve sükunetle kabul edip sineye çeker. Yalnız gururu tepki vermesine mani olur. Kadın Aes Sedai olduğunu iddia ettikten sonra dahi.

Sonunda Chachin’e ulaşırlar ve Lan büyük bir ferahlamayla kadından ayrılarak Aesdaishar Sarayı’na yollanır. Lan Edeyn Arrel ile yüzleşmek isterken kadın Prens’in ve bir düzine daha asilin önünde Lan Mandragoran’ı Malkier Kralı ilan eder. Dolayısıyla Lan için işler sarpa sarar, üstelik kadın kendisini bir kez daha kafeslemiştir.

al'Lan Mandragoran

Taç giymemiş de olsa bir kralın carneirası olan Leydi Edeyn avantajından vazgeçmeye niyetli değildir, Lan ile aralarında epey yaş farkı olduğundan kralın karısı değil de kayınvalidesi olmaya niyetlenir. 17 yaşındaki kızı Iselle’e Lan’in hadorisini verip, hem gelinin annesi hem de damadın carneirası olarak ikisi adına ve namına verdiği kararla evlendirmek ister.

Lan’i düştüğü bu çıkmazdan bilmeden de olsa Moiraine kurtarır. Kadın Aesdaishar Sarayı’ndaki odasında birden hiç yoktan belirir ve ondan yardım ister. Hayır, talep eder. Hem de şöyle;

Yüzyıl Savaşları’nda verilmiş, o zamandan beri tutulan, Beyaz Kule çağırdığında Malkier’in at süreceğine dair bir bir yemin vardır. Ben bir Aes Sedai’yim ve seni çağırıyorum.

Lan sonunda kadına yardım etmeyi kabul eder. Kadına yardım etmenin bedeli onu bebekken sırtında taşıyan sahip olduğu tek dostun göğsünde bir hançerle ölü bir şekilde yatmasıdır. Önemsiz bir detay ise aşağı yukarı o anlarda birisinin onu ikinci defa öldürmeye çalışmasıdır.

Moiraine ile işin peşine düştüklerinde Kara Ajah’tan bir Aes Sedai, Iselle ve Ryne’nın Lord Brys ve oğlu Diryk’i öldürmek üzereyken bulurlar. Carneirasının kızı karanlıkdostlarına yardım ediyordu ve yoldaşı saydığı bir adam kesin olarak karanlıkdostuydu.

Lan tereddüt etmez, adam kılıç konusunda ondan daha iyi olsa ve tek kolunu neredeyse koparmış olsa da Ryne’ı öldürür. Çünkü düsturu şöyledir;

‘Ancak öldüğünde teslim olursun’

Ne var ki Lord Brys, Lord Diryk ve Iselle de ölmüştür.

‘Kara bir gün… Gördüğüm en kara gün’

der Lan.

Yine de çözülmemiş iki suikast girişimi vardır ki bunu da sırların efendisi Siuan çözüverir. Tıpkı Moiraine ve Siuan gibi Yenidendoğan Ejder’i arayan Gölge tipik özellik gösteren adayları teker teker katlederek Ejder’i Ejder olamadan önce öldürmek hedefindedir. Herkesin şansından bahsettiği Malkier Kralı’da bu adaylardan biridir.

Kızının,varisinin ölümüyle çöken Edeyn Arrel inzivaya çekilmeye karar verir ve daorisini Lan’e iade ederek bir anlamda onu azad eder.

Resimde Al'Lan Mondragoran ve Moiraine Damodred görülmektedir.

Resimde Al’Lan Mondragoran ve Moiraine Damodred görülmektedir.

Lan daorisi dahil geçmişine ait herşeyi yakıp Afet’e bir anlamda kendi ölümüne gidecekken Moiraine onu durdurur ve hikayesini, arayışını anlatır.

‘ Bu aynı savaş Lan. En önemli çatışma, ama yine de aynı savaş. Ve bu savaşı kazanabiliriz. ‘

 

Lan bir anlamda Afet’le vedalaşır, Aes Sedai’nin önünde diz çöküp kılıcını yere yatırır;

Annemin adına, sen ‘çek’ dediğinde çekecek, sen ‘kınına sok’ dediğinde kınına sokacağım. Annemin adına, sen ‘gel’ dediğinde gelecek, sen ‘git’ dediğinde gideceğim.

Ardından kılıcı öper. Kadim yemini etmiştir artık ve Moiraine onunla bağ kurar.

  • Dünyanın Gözü’nü okuduğunuzu sanıyorum çünkü onu okumayıp buraya kadar ne demeye okudunuz bilmiyorum – spoiler içerir!

*

Muhafız olarak geçen 20 yılın ardından, Lan 45 yaşında dünyanın yarısını arşınladıktan sonra Ejder’i bulacaklarını düşündükleri bir başka bölge olan İki Nehir’e gelir.

 

 

Leave a Comment