Topluluklar

Kurtkardeş

Kurtkardeş veya Kurtkardeşliği, kurtlarla konuşabilen insanlara verilen eski bir isimdir. İnsanlar arasında nadir görülebilen bir yetenektir ve eski bir şeydir öyle ki başlangıcı ya da detayları hakkında sözlü ya da yazılı hemen hiç kaynak yoktur. Sıradan insanların böyle birşeyden haberi bile yoktur.

Bir insan kurtlarla zihin yolu ile konuşabilir, sözcüklerle değil de imge ve kokularla. Zihin bu mesajları sözcüklere döker, kurtlarla iletişim bu şekilde oluyor. Siteyi açarken Taht Oyunları’ndan daha karışık ilişki ve mücadeleleri açıklayayım diye işe girişmiştim ama şu an insanlarla kurtlar nasıl iletişim kuruyor bunu açıklamaya çalışıyorum, bana da tuhaf geldi. Biri ne yapıyorsun diye sorsa ne demek gerek acaba?

Kurtkardeşlik öğrenilebilir ya da edinilebilir bir şey değil, doğuştan geliyor. Hatta doğuştan da gelmiyor, doğrudan ruha bağlı. Yani kurtkardeş olan kimse tekrar ve tekrar doğduğunda her sefer bu özelliğe sahip olacaktır. Kurtlarla görsel temas sağlandığında da bu yetenek açığa çıkıyor ya da aktive ediliyor diyelim. Bu temasın ardından da kurtkardeş olan kimsenin gözleri altın sarısı rengine dönüşüyor ki tanımayı sağlayan tek ayırt edici özellik bu dışarıdan. Bir kez kurtları farkedince de artık tıpkı muhafız bağında olduğu gibi bir farkındalık gelişiyor ve kurtlarla uzak mesafelerden dahi haberdar olunabiliyor, bunu açıklayacağım.

Kökenine dönersek, insanlar tarafından bilinenler pek az. Böyle bir durumun varlığı pek az kimse tarafından biliniyor ve bilenler tarafından da Gölge ile ilişkilendiriliyor. Doğal olarak bir Kurtkardeşte onların gözünde Karanlıkdostuna eşit oluyor. Öte yandan kurtlarda toplumsal hafıza oldukça gelişmiş, geçmişten günümüze herşeyi hatırlıyorlar. Ve insanlarla koştukları-avlandıkları bir çağı da net olarak hatırlıyorlar, dolayısıyla bu yeteneğin başlangıcını insanoğlunun ilkel dönemlerine dek uzandırabiliriz. Hatta varsayımı şöyle genişletelim, bunlar bir zamanlar bu yeteneğin sağladığı avantajlar sayesinde seçkin kimselerken yerleşik tarım hayatına geçildiğinde önemini yitiriyor ve çağlar içerisinde unutuluyor. Çokta mantıksız bir çıkarım değil.

Bahsetmişken, kurtlarla konuşabildiğini keşfeden birinde bazı değişiklikler oluyor. Kulakları daha keskinleşiyor, burnu kesinlikle kokulara karşı daha hassas ve seçici hale geliyor öyle ki duyguları koklayabiliyorlar. Hani hayvanlar korkunuzu hisseder denir ya bunun koku yolu ile olduğunu anlıyoruz. Tabi insanlar arasında bu kokular kafa karıştırıcı olabiliyor, Perrin’in her on dakikada bir Faile’nin kokusu üzerine çıkarımlar yaparak kafasının karışmasını okumuş insanlarız deyip bırakıyorum.

Kurtlarda konuşabilen insanlara karşı aşırı meraklıdır, insanları hissedebilirler ama Kurtkardeşleri ve Aes Sedaileri hissetikleri şekilde değil. Kurtkardeş ve Aes Sedai’leri ayırt edebildikleri gibi Aes Sedai’lerden uzak durmaya çalışırlar. Öte yandan kurtkardeşler yönlendiricileri sezemezler.

Yeteneğe sahip biri iç dünyasında bir insan ve kurt barındırıyor ve içinde bir çatışma ortamı bulunduğunu anlıyoruz Perrin ile tekrarlıyorum Perrin ile. Bunu özellikle bu şekilde yazdım aslında hiç bahsetmeyecektim ama belki merak edersiniz diye kısaca belirteyim dedim çünkü Perrin karakter olarak çok gel gitli ve abartısız her konuda tereddütlü, o yüzden yaşadığı durumun da ona has olma ihtimali ağır basıyor. Moiraine’de Perrin’in bu endişelerine karşılık bir risk olabileceğinden bahsediyor,

“Perrin, Efsaneler Çağı’nda bile bu konuda pek az şey biliyorlardı. Kitabı yazan her kimse, bunun gerçek mi, efsane mi olduğundan emin değildi. Ve ben yalnızca bir parçasını gördüm. Kadın kurtlarla konuşan bazı kişilerin kendilerini kaybettiklerini, içlerinde insan olan kısmın kurt olan kısım tarafından yırtıldığını söylüyordu. Bazıları. On kişiden birini mi kastediyordu, beş kişiden biri mi, dokuz kişiden biri mi, bilemiyorum.”

Ama Perrin en sonunda bunun bir risk değil tercih olduğunu anlıyor, Noam örneğinde olduğu gibi.

Kurtların, dolayısıyla da Kurtkardeşlerin Gölgedöllerine karşı derin bir nefreti vardır. Öyle ki Perrin’in birden çok defa Trolloc ve Soluklarla karşı karşıya geldiğinde tamamen gözünün döndüğüne, kontrolünü kaybettiğine şahit oluyoruz. Elyas şöyle anlatıyor;

Ben, bir sürünün Gözsüzlerden birini aşağı indirdiğini de gördüm. Sürünün yarısını kaybettik, ama kokuyu aldıktan sonra fırsatı kaçırmazlardı. Trolloclar, Myrddraaller, kurtlar için hepsi bir.

Kurtlar kısmen bu dünyada kısmen rüyalar dünyasında yaşarlar. Kurtların birbiriyle konuşması da bir şekilde Tel’aran’rhiod yani kurt düşü ile ilintilidir. Düşgörme yetisine sahip Aes Sedai’ler zaman zaman Tel’aran’rhiod’da kurtlarla karşılaştıklarından bahsederler. Bundan dolayı kurtkardeşler bedenleriyle Tel’aran’rhiod’a girebilirler ve bu dünyada Kurtkardeşler Aes Sedai’lerden üstündür, elbette bu görece bir karşılaştırma tecrübe ve güç farklılıklarını teraziden çıkardığımız takdirde yapıyorum bu kıyaslamayı. Çünkü bir Aes Sedai ve Kurtkardeş’in dünyayı algılama şekli oldukça farklı bunu en iyi Perrin ve Egwene’nin karşılaşmasında görüyoruz.

Son olarak Kurtlar’ın da bir şekilde kendi görü ya da kehanetleri olacak ki Son Av adını verdikleri Son Savaş’ta büyük hayranlık besledikleri Gölgekatili’nin (Yenidendoğan Ejder) tarafında Gölgekardeşler’e(Karanlıktazıları) karşı savaşacaklardır.

 

Görüşlerinizi Paylaşın