Dünya

Tarihçeler I: Kayıp Çağ

Uzunca bir süredir ‘Zaman Çarkı Tarihi’ olarak adlandırabileceğimiz, kitaplarda sürekli 2-3 cümleyle bilgi kırıntısı halinde bahsedilen dönemleri anlatmak istiyordum. Ne var ki kutlu bir tesadüf eseri Wertzone’da İlk Çağ’a ilişkin aşağıdaki yazıyı buldum ve çevirdim. Kendisi de kitaplarda geçen bilgi kırıntılarından, Robert Jordan’a sorulardan, Robert Jordan notlarını esas alarak olayı hikayeleştirmiş ancak benim yapabileceğimden oldukça iyi ve esaslı şekilde, müthiş iş gerçekten.

Böylelikle İlk Çağ, Efsaneler Çağı, Çöküş, Gölge Savaşları, Shayol Ghul saldırısı, Kırılış, Trolloc Savaşları, Arthur Şahinkanadı, Yüzyıl Savaşları, Aiel Savaşı gibi başlangıçtan Yeni Çağ takvimi ile 998 yılına değin serideki asıl hikayeye kadar önemli olayları içeren yazı serisinin ilki halledilmiş oldu, iyi okumalar dilerim.

ÖNSÖZ

Dünyanın Kırılışı’ndan hiçbir kaynak sağ çıkamamıştır. Efsaneler Çağı’na ilişkin tüm bilgiler Kırılış’ın ilk dönemlerinde yazılan ve doğrudan kaynakların incelenmesiyle oluşturulduğu varsayılan tarihçelerden gelmektedir. Bulunan en eski kaynaklar Kırılıştan Sonraki ilk birkaç on yıla aittir ve Karanlık Varlık’ın zindanının delinmesi ile Gölge Savaşı’nın sonunu içeren dönemi anlatan tarihçelerden fazlası değildir. Böyle bir kaynakça oldukça büyük olmalıdır ancak birbirini takip eden en fazla 6 sayfa bulunan toplamda 212 sayfası sağlam kalmıştır. Bu kısım kısım parçalar yakın zamanda Chachin’deki tozlu bir depodan çıkartılmış ve tarihçiler tarafından dikkatle incelenip Kahverengi Ajah’tan Aes Sedai kız kardeşlerce gerçekliği doğrulanmıştır. Bu sayfalar Efsaneler Çağı’ndaki hayata ilişkin tarifler içermektedir, Çöküş dönemi ve öncesine ait, aynı zamanda Gölge Savaşları’nı da içermektedir. En önemlisi, sıralı 6 sayfa muhtemelen dünya tarihindeki en önemli olayı (Delik’in açılması dışında) Lews Therin Telamon ve Yüz Yoldaş’ın Shayol Ghul saldırısını anlatmaktadır.

Kırılış’tan sonrasına ait çoğu kayıt – Kırılış’tan Trolloc Savaşları’nı kapsayan dönem- savaşların kargaşasında kaybedilmiştir ancak bu döneme ait bazı önemli tarih kitapları tamı tamına ve zarar görmemiş şekilde Tar Valon’daki Beyaz Kule kütüphanesinde başarıyla korunmuştur. Ayrıca benzer ciltlerin Cairhien’deki Büyük Kütüphane’de de bulunduğuna inanılmaktadır.

Chachin de bulunan eski yazmalar

Özgür Yıllara ilişkin kayıtlar binlerce yıl daha yakın tarihli olması nedeni ile daha önceki döneme göre daha yaygındır, yine de az sayıda kayıt kurtarılabilmiştir. Yüzyıl Savaşları sırasında Yüksek Kral, Arthur Şahinkanadı’ndan bahsedilen, hatta onunla ilgisi olmayan ancak onun idaresi döneminde basılan kitapların dahil yakıldığına inanılmaktadır. Aynı nedenden, Şahinkanadı İmparatorluğu’na ait eserler de oldukça nadirdir, pek az kaydın imparatorluk dönemi ve modern çağın önemli şehirleri Tear, Cairhien, Tar Valon, Tanchico, Ebou Dar ve Caemlyn kütüphanelerinde bulunduğu bilinmektedir.

Yeni Çağ’a ait tarihçe ve kaynaklar oldukça yaygın ve güvenilirdir. Ancak okuyucu bilmelidir ve unutmamalıdır ki tüm kaynaklar aynı sorundan muzdariptir, yazarın düşünceleri, katiplerin hataları, propaganda, önyargılar ve hatta tahminler gerçekleri gölgelemektedir. Bu nedenle, bu tarihçede  ancak mümkünse diğer tarihçeler tarafından teyit edilebilen kaynakları kullanılmıştır. Ancak, bazı durumlarda, özellikle en eski tarihlere ait kısımlarda, bazı spekülasyon ve tahminler yürütmemiz gerekti. Okuyucu haklı olarak çıkarımlarımıza katılmayabilir ve kendi çıkarımlarını yapabilir.

KAYIP ÇAĞ (İLK ÇAĞ)

Zaman Çarkı döner ve Çağlar gelip gider. Efsaneye göre Zaman Çarkı yedi döngüden oluşmaktadır ve her döngü yedi çağdan birini temsil etmektedir. Bizimkisi (serinin geçtiği çağ) bazılarının Üçüncü Çağ bazılarının da Kehanetler Çağı dediği çağdır. Ama çok eskiden, Dünyanın Kırılışı’ndan önce, bir barış ve refah dönemi vardı. Bu dönem Zaman Çarkı Tarihi’nin İkinci Çağı olarak adlandırıldı, Efsaneler Çağı.

Efsaneler Çağı’ndan öncesine ait hatıralar zamanın sisleri içerisinde kayboldu. En eski efsanelere göre, İlk Çağ, bir gizemler çağıydı, teknolojinin masum insanların üstüne binlerce kilometre uzaktan ölüm yağdırdığı karışıklık ve çatışma dönemi, tüm dünya kaos ve yok oluşun eşiğinde olduğu bir çağ. Bu çağ boyunca Tek Güç ve Gerçek Kaynak bilinmiyordu. İnsanlar yönlendirmeyi bilmiyordu. Sonra Çağın sonlarına yaklaşırken, artık yönlendirebiliyorlardı. Tarihçeler ve efsaneler büyük ölçüde güvenilmezdi zira gerçek spekülasyon ve dedikodulara karışmıştı ama gerçekten de yönlendirme yeteneği cihazlar ve bilim maharetiyle deneklerin genetik doğası değiştirilerek yapay olarak keşfedilmiş (veya belki de bir önceki Çağ’ı da düşünerek yeniden keşfedilmiş) olabilir.

Nasıl keşfedildiği veya deneylerde kaç kişinin yaşamını yitirdiği bilinmemekle beraber ilk yönlendiricinin yaratıldığı anlaşılıyor. Efsaneye göre bu kişinin adı Tamyrlin idi. Bu kişi ve onun gibi başarılı denekler aniden kendilerini nesnelere dokunmadan hareket ettirebilir, gelişigüzel ateşler yaratabilir ve yokedebilirken, görünüşte imkansız olan pek çok başka şeyi yapabilirken buldular. Tek Güç’ü yönlendirebilme yeteneği insanlara verilmişti.

Aes Sedai deneyleri

O zamanlarda dünya yüzlerce ülkeden oluşuyordu, her biri birbiriyle karmaşık müttefik ağları ve hamlelerle yarışıyordu. Aniden, ülkeler diğerleriyle kendi yönlendiricilerini yaratarak savaşmaya başladılar. Binlercesi öldü ama yüzlercesi Tek Güç’e dokunabiliyordu. Onları silah veya casus olarak kullanıldılar. Savaşların kaderi onları kimin kontrol ettiğine bağlı hale geldi. Genetik mirasın kan bağıyla aktarıldığı keşfedildiğinde yönlendiricilerin çocuklarının da genellikle bu yeteneğe sahip olduğu anlaşıldı, katı ülkelerden bazıları üreme programları geliştirerek mümkün olduğu kadar çok yönlendirici yaratmaya odaklandılar.

Nihayetinde, programın uygulandığı birkaç on yılın ardından yönlendiriciler isyan ettiler. Artık yüzbinlere ulaşan sayılarıyla yönlendiriciler bir silah olarak kullanılmayı reddettiler ve kendi hayatlarını yaşama özgürlüğünü talep ettiler. Parçalara bölünmüş kaos içerisindeki dünyaya barış ve huzuru tekrar getirmek için toplandılar. Efendilerin onları durduramayacağı anlaşıldı. Zaman içerisinde yönlendiriciler savaşları sona erdirdi ve dünyaya huzuru getirmeyi başardılar. Anladılar ki Tek Güç ile acıları ve sıkıntıları sonsuza dek dindirme şansları vardı. Hava durumunu değiştirerek kurak bölgelere yağmur getirebiliyorlardı. Çiftlikleri daha verimli yapabiliyorlardı. Tek Güç ile yerin altındaki değerli maden yataklarını ve okyanus tabanındaki petrol rezervlerini bulabiliyorlardı. Hatta zaman içerisinde dünyanın herhangibi bir yerinden diğerine anında gidebileceklerini keşfettiler. Tek Güç’ün yardımıyla yeni teknolojilerin geliştirilmesine ve bilimsel araştırmaların hiç olmadığı kadar ilerlemesine katkıda bulundular.  Hepsinin ötesinde mutsuzluk ve yoksulluk nedenlerini tamamen ortadan kaldırabileceklerine inandılar.

Yönlendiriciler kendilerini insanoğlunun ihtiyaçlarına ve şerlerinin dünyayı yok etmesini engellemeye adadılar. Kendilerine Herkesin Hizmetkarı anlamına gelen eski dildeki Aes Sedai ismini verdiler.

Kaynak: https://thewertzone.blogspot.com/2018/10/a-history-of-wheel-of-time-part-1.html

Bir Cevap Yazın