Kari al’Thor

Kari al’Thor, Andor’un başkenti Caemlyn’den bir tüccarın kızı olarak doğmuş ve büyümüştür.

Kari’nin yalnızca kızıl saçlı ve yeşil gözlü, nazik bir kadın olduğunu biliyoruz.

Evlilik çağına geldiğinde Tam al’Thor ile tanışmış,aşık olmuş ve evlenmiştir. Tam’in Illian ordusunda 2. komutan olacak kadar yükselmesi vakit alacağından, tüm bunlar olurken Kari’nin de Illian’da olabileceği varsayımı ağır basmaktadır.

Kari ve Tam’in mutlu bir evliliği olsa da her evlilik başka başka sorunlar içerir. Kari, Tam’in yaptığı işten memnun değildir ve üstelik çiftin çocuğu olmamaktadır.

Aşağı yukarı bu dönemde Aiel Savaşı patlak verir ve Tam savaşa katılır. Savaşın sonlarına doğru Ejder dağının yamaçlarında Tam bir bebek bulur. Karısının kendisinden bile fazla çocuk istediğini bilen Tam, bebeği alır ve Illian’a döner. Yine bir teori bu aradaki bir zamanda Kari’nin de yeni bebek sahibi olarak Kule kayıtlarına işlendiği ve Moiraine’nin 20 sene sonra kendisini o şekilde bulduğu yönünde ama Kari’nin kamp takipçisi olarak savaş alanında olması çok olası gözükmüyor. Gerçi yine de mümkün.

Savaş alanında buldukları bebeği evlat edinen al’Thor çifti kısa süre sonra Tam’in askerliği bırakmasıyla yollara düşer. Thom’un memleketi olan Andor’un ıssız köşesi İki Nehir’e gelirler. Nynaeve Tam’in yanında kızıl saçlı bir eş ve kucağında bir bebekle Emond Meydanı’na geldiğini hatırlamaktadır.

Bundan 3-4 sene sonra Rand 5 yaşındayken Kari al’Thor ölür. Ölüm sebebinin hastalık olduğu zannedilmektedir.

Dünyanın Gözü’nde Rand Ba’alzamon ile yüzleşirken, Kari’nin öldükten sonra bir şekilde Karanlık Varlık tarafından kandırıldığını anlıyoruz. Ba’alzamon onu Rand’a karşı koz olarak kullanmak istemiş fakat Rand annesini kurtarmıştır.

“Mezarın Efendisi eskiden olduğundan daha güçlü, oğlum,” dedi. “Kolu daha uzun. Yalanların Babası dikkatsiz ruhlar için bal gibi bir dile sahip. Oğlum. Benim biricik, sevgili oğlum. Elimden gelse seni kurtarırdım, ama artık o benim efendim, onun kaprisleri benim varlığımın yasası. Ona itaat etmekten, beğenisi için yaltaklanmaktan başka çarem yok. Beni yalnızca sen özgür kılabilirsin. Lütfen, oğlum. Lütfen bana yardım et. Bana yardım et. Bana yardım et! LÜTFEN!”

Rand’ın çığlıkları kadınınkileri yankıladı. Boşluk zihninde kaynadı. Eli kılıcına gitti. Balıkçıl işaretli kılıç değil, ışıktan bir kılıç, Işık’ın kılıcı. Onu kaldırırken ucundan alev alev, beyaz bir şimşek fırladı, kılıcın kendisi uzanmış gibi göründü. En yakındaki Soluk’a düştü ve kör edici bir parlaklık odayı doldurdu, Yarı-insanların içinden, kâğıdın arkasından görünen mum gibi ışıdı, onları yaktı, Rand’ın gözlerini körleştirdi. Parlaklığın ortasından, bir fısıltı işitti. “Teşekkür ederim, oğlum. Işık. Kutsal Işık.”

 

İlgili yazılar

Tad Barran

Tad Barran, Andor’un İki Nehir bölgesinin Emond Meydanı köyünde Badeçay Hanı’nın uşaklarından biridir.

Tad aynı kardeşi Hu gibi uzun boylu sırım gibi bir gençtir. Zekası da aynı şekilde ağır işlemektedir.

Barran kardeşlere belediye başkanı Bran al’Vere kol kanat germiş ve hanında iş vermiştir.

Tad, Emond Meydanı savunmasına katılmıştır. Ardından orduyla Malden’e gitmiş ve Aiellerle savaşmıştır.

İlgili Yazılar

Hu Barran

Hu Barran, Andor’un İki Nehir bölgesinin Emond Meydanı köyünde Badeçay Hanı’nın uşaklarından biridir.

Hu, sırık gibi uzun vurdumduymaz ya da başka bir deyişle kafası pek basmayan bir gençtir. Yoksul,yetim ve öksüz biri olduğunu da ekleyelim.

Hu ve kardeşi Tad, Badeçay Hanı’nda ahırlarda uşaklık yapmaktadırlar. Belediye Başkanı Bran al’Vere’nin iki kardeşe kol kanat gerdiğini söylemek mümkün.

Hu ne kadar ağır zekalı olsa da İki Nehirli insanların tipik özelliğine sahip olduğunu Emond Meydanı savunmasına katılmasından anlıyoruz. Ardından Malden’de Aiellerle savaşmıştır. Son olarak Perrin’in yakın koruması olmuştur.

İlgili Yazılar