Haberler

Fantastik&Bilimkurgu Kitap Önerileri

Fantastik kitaplarda üçleme, beşleme gibi seri oluşturma geleneği bulunduğundan olacak genellikle başlamak için tavsiye aranır, teyit istenir. Ve üzerinde uzlaşabilecek, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki temel eser dışında genellikle görüşler birbirini tutmaz çünkü hangi bilgi birikimine sahip olduğunuz, ne aradığınız, size neyin hitap ettiği gibi çok öznel değerlendirmelere tabidir. İlave olarak zaten dünyada fantastik kurgu oturmamış bir alandır, neyi kapsadığı ve neyi kapsamadığı soru işaretleri barındırır, aynı rafta Alacakaranlık, Açlık Oyunları ve hemen yanlarında Yüzüklerin Efendisi, Dune veya Harry Potter kitapları görebilirsiniz halbuki bu türe hakim, bilgi sahibi kişiler bu dizilişe itiraz edeceklerdir çünkü açık ki sayılanların hepsi de birbirinden farklıdır.

Ben daha çok ‘Zaman Çarkı’nı bitirdim, ne okuyabilirim?’ sorusundan hareketle bu yazıya başladım. Çünkü Zaman Çarkı okuyucuda belirli bir doygunluk yaratıyor, olayların ele alınış biçimi, detaylar, kurgu ve karakterler, bunları daha sonra okuduğunuz kitapta da gözünüz arıyor ve zihniniz ister istemez kıyas yapıyor. Ve açıkçası beğenmiyorsunuz, ben Zaman Çarkı’ndan sonra uzun süre bir şey okuyamadım, okuduğumdan da keyif almadım. Daha önce okuyup beğendiğim kitapları tekrar denedim, bunların bir kısmından da eski keyfi alamadım.

Bu nedenle hem Zaman Çarkı’nı bitirip okuyacak bir şeyler arayanlara hem de kurgu, olay ve karakter kalitesi yüksek fantastik eser tavsiyesi isteyenlere kendi bilgi ve görgümce birşeyler önermek istedim. Yukarıda bahsettiğim üzere ben fantastik ve bilimkurgu ayrımına uçlarda olmadığı sürece inanmayan kesimdenim, o nedenle yine bahsettiğim birkaç klasikle başlayacağım.

Burada sükut-u hayale kapılıp sayfayı kapatacak olanlar varsa lütfen şunu dikkate alın, Zaman Çarkı’nın ardından Zaman Çarkı’na benzer değil alakasız ve farklı şeyler deneyin.

Vakıf Serisi – Isaac Asimov

Vakıf gerçekten de üstün bir hayalgücünün eseri, bir başyapıt. Binlerce gezegenden oluşan Galaktik İmparatorluk binlerce yıldır Trantor isimli bir merkez gezegende aynı hanedan tarafından yönetilmektedir. Kendisi de ünlü bir matematikçi olan Hari Seldon hemen hepsi akademisyenlerden oluşan destekçileri ile Psikotarih isimli bir yöntem geliştirdiklerini ve Galaktik İmparatorluğun dağılacağını yüksek sesle söylemeye başlar. Yarattığı rahatsızlık sonunda tutuklanır, amaçları ve istekleri ile ilgili sorgulanır. Bir tehdit oluşturmadığı, yalnızca insanoğlunun tüm bilgi ve birikimini kayıt altına almak istediği anlaşıldığında taraftarları ile gezegenin bir ucuna sürülür. Hari Seldon ile birlikte tutuklanan genç matematikçi mahkeme ve sorgu safhalarında onun yanındadır ve bu felaketi ona sorduğunda ünlü Seldon’un tüm bunları önceden hesaplamış olduğunu öğrenir.Rowena Morill'e ait Asimov Tasviri

Terminus isimli bu gezegen, doğal kaynakları kıt, nüfusu az, hiç gelişmemiş bir dünyadır. Ve çokta uzun olmayan yıllar sonra Galaktik İmparatorluk galaksinin bu sınırının kontrolünü kaybettiği anlaşıldığında Ansiklopedi Vakfı adındaki çoğu bilim insanları ve ailelerinden oluşan halk etrafındaki diğer dünyaların tehdidine çok açık olduklarını farkederler. Terminus’un işgali söz konusu iken genç bir belediye başkanının siyasi dehasını takdir ediyoruz, dinin toplumlar üzerindeki oldukça etkin kullanımını gördükten sonra farklı bir dönem geliyor ve ticaretin, ekonomik gücün etkin kullanımına şahit oluyoruz. Elbette konu salt cihangirlik davası değil nitekim gerçekleşen farklı sürprizlerle bir anda kitabın konusunun değiştiğini görüyoruz.

Karakterler genellikle bilim insanları, siyasetçiler, diplomat ve tacirlerden oluşuyor. Süper güçlere sahip kahramanlar, üstün dövüşçüler, gizemli büyücüler içermiyor. Hatta Isaac Asimov’un şiddetten pek hoşlanmadığı da söylenebilir. Vakıf çokça psikolojik, sosyolojik tahliller, felsefi diyaloglar, siyaset ve diplomasiye dersleri içerir ancak bunlar genellikle okuyanı baymayacak şekil ve dengede yerleştirilmiştir.

Asimov’un aşağı yukarı tüm kitapları aslında birbiriyle ilintili, Robot serisi de Vakıf serisinden öncesine ait örneğin ancak bu kitaplarla ilgili en büyük sorun okuma sırası o yüzden kendi okuduğum sırayı paylaşayım takdir size ait.

Vakıf serisi okuma sırası

  1. Vakıf
  2. Vakıf ve İmparatorluk
  3. İkinci Vakıf
  4. Vakıf’ın Sınırı
  5. Vakıf ve Dünya
  6. Vakıf Kurulurken
  7. Vakıf İleri

Dune Serisi – Frank Herbert

Dune serisi Kum Solucanı karşılaşmasını gösterir resim, kaynak bilinmiyor

Dune serisi Bilimkurgu alanında bir başka başyapıttır. Zaman Çarkı ile de pek çok paralellik bulmak mümkündür. Kabaca, evrenin imparatoru tarafından Arrakis isimli çöl gezegenine ‘sürülen’ Dük Leto Atreides ve hanesinin hikayesini ele alır. Arrakis, melanj isimli insana özel yetenekler veren bir baharatın toplanabildiği ve ticaretinin yapılabildiği tek yerdir. Neresinden bahsetsem spoiler olacağından, Aiel benzeri Arrakis yerlisi Fremenler,  Aes Sedai benzeri Bene Gesseritler var diyerek burada bırakayım. Leto Atreides’in oğlu Paul, Bene Gesserit olan annesinin desteğiyle Muad’dib olarak Fremenleri çölden çıkarıyor, Car’a carn’ın Aielleri Dünyanın Omurgasından geçirmesi gibi. Paul Muad’dib ve Rand al’Thor arasında da hikaye bakımından benzerlikler bulunur.

Belki bir eleştiri karakterler konusunda olabilir, hiç yoktan ortaya çıkan ve odak noktası olan karakterler var ki bir anda alışmak zor oluyor. Dune sosyolojik ve felsefik pek çok görüş ve diyaloğun yanı sıra önemli mesajlar içerir. Televizyon filmini pek tavsiye etmem, bir başka ‘Winter Dragon’ faciası.

Dune Serisi kitapları

  1. Çöl Gezegeni Dune
  2. Dune Mesihi
  3. Dune’un Çocukları
  4. Dune’un İmparator Tanrısı
  5. Dune’un Kafirleri
  6. Dune Rahibeler Meclisi

Amber Yıllıkları – Roger Zelazny

Amber şehri tasviri, kaynak bilinmiyorAmber Yıllıkları sıradışı kurgu ve anlatıma sahip on kitaplık sürükleyici bir seridir. İlk beş kitap bir karakterin gözünden anlatılırken, devam eden olayları içeren ikinci beşleme başka bir karakterin gözünden anlatılır. Farklı farklı bakış açıları yerine tek bir karakterin ‘dedim, düşündüm, yaptım’ şeklindeki anlatımı oldukça keyiflidir. Ne var ki özellikle ikinci beşlemede ‘anlat’ lafı hafiften gıcıklandırmaya başlar.

Kitapların en iyi kısmı belki de başlangıcıdır o nedenle çok detaya girip tadını kaçırmayacağım ancak kısaca, Carl Corey, ki ismini daha sonra başkalarından öğrenir, kim veya nerede olduğuna dair hiçbir bilgisi olmadığı halde bir hastane yatağında gözünü açar. Çok sonraları tüm şehirlerin ancak sönük birer taklidi olabildiği Amber için verilen taht mücadelesinin yenik tarafı olduğu ortaya çıkar. Devamında da elbette olay taht mücadelesi olmaktan da çıkar ve bildiği dünyanın varoluş mücadelesine dönüşür. İkinci beşlemede ise olayların iç yüzünü ve arka planını görürüz, bir başka mücadeleyi anlatır.

Amber Yıllıkları kitapları,

  1. Amber’de Dokuz Prens
  2. Avalon’un Tüfekleri
  3. Tekboynuz’un İşaretleri

* Bu üç kitap ülkemizde tek kitap olarak birleştirilmiştir ve bu şekilde satılmaktadır.

    1. Oberon’un Eli
    2. Kaos Sarayları
    3. Kıyametin Koz Kartları
    4. Amber Kanı
    5. Kaos İmgesi
    6. Gölgelerin Şövalyesi
    7. Kaos Prensi

Işık Tanrısı – Roger Zelazny

Roger Zelazny’e ait tek kitaplık bir bilimkurgu romanı. Vakıf ve Dune serileri gibi Işık Tanrısı’da Hugo ödülü almıştır. Amber Yıllıkları ile benzer anlatım özelliklerine sahiptir yani Corwin/ SamIşık Tanrısı kitap kapağı oldukça yakın karakterlerdir ancak benzerlik orada biter, hikaye ve kurgusu bambaşkadır. Işık Tanrısı okuması gerçekten zor bir kitaptır, Zelazny size kendini açıklamaya çalışmaz siz olayları yakalamak zorundasınızdır ve kitabı çözmekte bir süre sabretmeyi gerektiriyor. Bu nedenle kitabın konusunu açıklamayı tadını kaçırmak değil de yardımseverlik olarak görüyorum, okuyacaklara küçük bir yardım. Bu arada Hint mitolojisini bilmek belki yardımcı olur, mesela ben hiç bilmeden okudum ama illa şart değil.

Artık yaşanamaz hale gelen Urath(Earth) isimli dünyadan büyük bir uzay gemisi ile ayrılan insanlar yaşanabilir bir gezegen bulup kolonileştirirler. Bu süreçte gemi mürettebatı yeni dünyanın yerlileri ile mücadele eder ve kazanır. Gemideki yolcuların minnetinin bir tür hayranlığa dönüştüğü zannediliyor, gemi mürettebatı teknolojinin de yardımıyla kendilerini ‘tanrı’ ilan eder, hem de durumlarına uygun olarak Hindu tanrılarından oluşan bir Panteon kurarlar, kendi isimleri ve özelliklerinden vazgeçerek Vasıf adı verilen yetenekler geliştirerek insanlara hükmetmeye başlarlar, adlarına tapınaklar açılır. Kahramanımız Sam, bir zamanlar bu tanrılar arasındadır ancak bu iki yüzlülüğe kızgın bir devrimci olarak Panteon’u devirmenin yollarını arar. İşte kitap hem geçmiş hem de şimdiki denemelerini, Sam’in ölümden nasıl geri döndüğünü, nasıl başkaldırdığını, neler denediğini anlatıyor.

Ölüm Kapısı Serisi – Weis & Hickman

Deviantart Patryn-Sartan'a ait tasvirMargaret Weis ve Tracy Hickman’ın imza işi toplam 165 kitaplık Ejderha Mızrağı olarak bilinse de Ölüm Kapısı Serisi bana göre çok daha kaliteli ve oturmuş bir yapıttır. Ayrıca yaratıcılıklarını da kutlamak gerek farklı dünyalar ve karakterler yaratma konusunda oldukça başarılılar. Ölüm Kapısı serisi iki üstün ırk Sartan ve Patrynlerin hakimiyet mücadelesinin sonucunda oluşan yeni düzeni anlatır, kitap arkasında devamı şöyle yer alıyor

Yeryüzü yok edildi.
Harabelerden dört dünya yaratıldı. Bizim için ve Menschler için dünyalar:  Gök, Ateş, Taş, Su.
Her dünyayı bir diğerine dört kapı bağlar: Arianus’u Pyran’a, Abarrach’a, Chelestra’ya.
Düşmanlarımız için bir ıslahevi yapıldı: Labirent.
Labirent diğer dünyalara beşinci kapı ile bağlanır: Nexus.
Altıncı kapı ortadadır, giriş sağlar: Vorteks.
Ve her şey yedinci kapı aracılığı ile yapıldı.

Sartanlar bu şekilde mücadeleden galip çıkmış ve yeni bir düzen yaratmışlar ancak kontrolü bilinmeyen bir sebepten kaybetmişlerdir. Birbirini besleyecek, ikmal edecek yeni dünyalar arasındaki iletişim ve ulaşım kopmuş, ıslahevi olması planlanan Labirent bir ölüm tuzağına dönüşmüştür. Labirentten Nexus’a kaçmayı başarabilenlerden olan Haplo, Partyn Lordu Xar’ın emri ile bu yeni dünyaları ve düşmanlarını kontrol etmek görevi ile yola çıkar ve hikaye başlar.

Ölüm Kapısı serisi oldukça kötü bir başlangıca sahiptir bunu belirtmek gerek, ne olup bittiğini anlamak için en azından ilk kitabı yarılamak gerekir ve ikinci kitap ilkinden çok daha bayık bir havada geçer. Ancak Ejderha Mızrağı’ndan bildiğimiz Fizban burada da karşımıza çıkar, çeşitli gönderme, ki Gandalf’a laf atması müthiştir, ve bildik halleri ile keyif verir, başka türlü Elf Yıldızı’na nasıl tahammül edilirdi bilmiyorum.

Ölüm Kapısı serisi kitapları

  1. Ejder Kanadı
  2. Elf Yıldızı
  3. Ateş Denizi
  4. Yılan Büyücüsü
  5. Kaosun Eli
  6. Labirentte
  7. Yedinci Kapı

Bir Cevap Yazın

5 Yorum

    • fantastik serilerde en çok işlenen konulardan biri seçilmiş en alt tabakadan dahi bir çocuk, çok süper bir eğitim, karakterin çıkmaza sokulması ve her kitap sonunda müthiş geri dönüşler. anlatım zaman zaman bulanmasına karşın zaman geçirmek için okunabilir.

  • teşekkürler margaret weis tracy hickman’a ait ölüm kapısı serisi ile ilgili eleştirilerim olacak aramada denk geldim bu sayfaya yazmaya yer arıyordum zaten…
    öncelikle orjinal adıyla death gate cycle fikir ve düşünce olarak müthiş gerçekten apayrı. ilk kitap ejder kanadı harika başlıyor haplonun talimatları kendini gizlemesi alfred montbank ile karşılaşması ve usta hugh karakteri çok iyi yazılmış. ejder kanadını bitirdikten sonra elf yıldızını okumadan durmak mümkün değil devam ettim o yüzden. elf yıldızında bıraktım ama seriyi. aşk hikayeleri aşk hikayeleri aşk hikayeleri. sonra tekrar başladım ve fizbana denk geldim açıkçası çok şaşırdım, müthiş eğlenceli bir karakter ama paladine mı gerçekten? anlayamadım.
    üçüncü kitap ateş denizi müthiş bir dram ve gerilim bir çırpıda okudum ve serideki en iyi kitap bence. ne var ki chelestra’da geçen dördüncü kitap yılan büyücüsü ile konu derinleşti ama hem hikaye orjinalliğini kaybetti hem mantık hataları birikmeye başladı. sonraki kitapları hiç saymıyorum hep bilindik şeylerin tekrarı….
    neyse şunlar çok sinirimi bozmuştu
    1- haplodan dolayı öyle bileniyoruz ki sartan görsem ben saldırıcam… ama haplo,marit,xar hatta kari ve vasu bildiğimiz 5 patryn, beşi de sartanlara karşı çok sakin, xar halkını hapseden samaha 5 dk ayırıp nefretini kusmakla yetiniyor gördüğüm en şiddetli tepki……. ve seride bir yerde patryn ve sartanların menschlerin önünde kapışmadıklarını turnuva yerleri olduğunu falan söylüyor, bu mu düşmanlık? yani kitaplar boyunca bizi şişirdiler boyuna çıkan sonuç bu mu? hem sartanlar düşmanları bile kabul ediyor ki en asil duyguların insanı içlerinde kötülük varla yok arası, nası bir patryne saldıracak?
    2- lord xar çok akıllı ve güçlü bir adam, büyük işler başarıyor büyük düşünüyor ve dahiyane planlar yapıyor. ne hikmetse 4. kitapla birden basireti bağlanıyor ve saçmalamaya başlıyor bambaşka biri oluyor. bu nasıl olur? bu kadar zeki biri nasıl pryanda 4 tane yarı akıllıyla başa çıkamaz veya abarrachta jonathana dikkat etmez veya yanında bir denek getirmeyi akıl edemez? özellikle sang-draxla nexusta ilk karşılaşmaları da çok saçmaydı o kısmı tekrar okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz ya insan hiç sormaz mı bu iş bir garip demez mi ‘hee sen bana mı hizmet etçen ok ormana saklanın’ böyle iş mi olur?
    3- aynı şekilde samah, dünyaları parçalamış büyük bir güç karizma ve yönetici olmalı mantıken çok ters giden bir süreçten çıktığı çok belli korku endişe içinde uykuya dalmışlar. uyandığında ilk sorusu yılanlar olmalı değil mi? onun yerine alfrede saçma sapan sorular soruyor yok ismine tipine takılıyor. ya diğer dünyalar ne durumda bi anlat, yılanlar noldu anlat, kurduğumuz düzen neden işlemiyor yıksi-dıkside ne sorun var demeli değil mi? bu kadar dahi akıllı bir adam chelestra suyuna karşı hiç mi çözüm denemez? hadi denemedi yapamadı ya menschlerle uzlaşayım bir derdim eksilsin de mi demez? diğer dünyalara gidicek ok, noldu da birden pat diye abarrach? tekrar söylüyorum önce arianus olmalı değil mi abicim senin sistemin çalışmıyor gördün duydun gidip makineyi düzeltsene?? abarrach konusu çok havada kalmış yani saçma, fizbanla gitmeleri de çok saçma. hele hele haploya tek saldırması daha da saçma abicim gönder 5 tane sartan veya yanına al olsun bitsin bunu da mı akıl edemiyorsun kitap rehberinde diyor ki duellolar şansa kalmış, e bu adam bunu bilmiyor mu samah tecrübeli yazıyor üstelik o pasajda? zaten samah – sinistrad ikisi de çok benzer yazılmış sözler hareketler aynı nasıl böyle hata yapılır anlamıyorum
    4- paladine çıkıp gelmese bu olaylar nasıl hali yoluna koyulacaktı çok merak ediyorum?
    5- kitap boyunca sartanlara karşı aşırı bir önyargı ve yüklenme yok mu? halbuki karakteristik özelliklerinde patrynler kötücül bencil menfaatçi tipler ama devamlı sartanlar kötüleniyor, alfred orla samah ramu bunların hepsi kendini kötülüyor ve sorguluyor ama hırsızın hiç mi suçu yok?a dönmüş iş patrynlerin hiç mi suçu yok?
    6-patrynler mi sartanlar mı??
    bunlarla ilgili bir yazı gelse çok iyi olur keyifle okurum bu seriyle ilgili görüş özgün yazı falan hiç yok abone oldum yanıttan haberim olacak cevap bekliyorum

    • sondan başlayalım, burası zaman çarkı üzerine olduğu için düzeni bozmak uygun olmaz ancak dilerseniz forumda başlık açarak gece gündüz konuşabiliriz 🙂

      haplo alfred ile tanışıklığından dolayı seride giderek ‘yontuluyor’ hikaye de bunu anlatıyor zaten. yine xar’ın hırs ve kinle aklının nasıl bulandığı ve kör olduğu da aynı şekilde.

      samah’ın uyanışına katılıyorum o kısmı bende garipsemiştim ancak sartan dilinin görsel etkisi ile bu soruları sormuş ve yanıtlarını almış varsayabiliriz. patrynlerin kaçtığı bilgisi samah’ı endişe ve aceleye sevketti diye düşünüyorum böyle anlatılıyor, sorunlardan dolayı inzivaya çekilip uyandıklarında kendilerini çok daha kötü bir durumda buluyorlar sonuçta. haploya niye tek başına saldırdığı büyük soru işareti evet ama abarrach’a gitmeyi aklına ya yılanlar ya zifnab soktu diye düşünüyorum malum bu ikilinin üstün ırklar üzerinde acaip etkileri var. zifnab ile birlikte gitmelerinden zifnabın gelip onu bir şekilde ikna etti diye yorumladım. çaktırmıyor ama o ihtiyar da oldukça kinci biri.

      zifnab paladin değil dendi, sonra telif haklarından dolayı öyle deniyor dendi o konu tam net değil. ancak olaylar nasıl bağlandı? dalga kendini düzeltti açık bir şekilde, o olmasa başka türlü düzeltecekti dengeye varana dek.

      sartanlar devamlı kötüleniyor = sartanlar yapacaklarını yapmış zaten ondan dolayı olabilir 🙂 alfred’i görüp sartanları yorumlamak pek doğru olmaz samah, orla, ramu hatta balthazar ve kleus’ta sartan idi.

      ne yalan söyleyeyim, sartan.