Dünya

Tarihçeler II: Efsaneler Çağı

Tarihçeler yazı serisi II. Kısım Efsaneler Çağı yazısı ile devam ediyor. Bu yazıda Efsaneler Çağı’nın başlangıcı, ulusların ve insanların değişimi, toplumsal hayatın neye benzediğine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Tıpkı önceki yazı gibi bu yazıda Wertzone’dan çevrilmiştir ve asıl kaynağın da bilgi parçacıklarının hikayeleştirilmesi şeklinde oluşturulduğunu belirtelim.

Son olarak serinin bu bölümü SPOILER içermektedir ve seriyi bitirmeyenler, bu konularda hassas olan kimselerin bu yazıya devam etmemesi önerilir.

EFSANELER ÇAĞI

İkinci Çağ nam-ı diğer Efsaneler Çağı’nı başlatan olay şüphesiz ki Tek Güç’ün keşfi ile ortaya çıkan yönlendiricilerin bağımsızlıklarını kazanarak bir yönetici sınıfı haline dönüşmeleridir. İkinci Çağ’da, artık kendilerine Aes Sedai diyen ve bu kimliği tüm diğerlerinin üzerinde tutan bir sınıf haline gelen yönlendiricilerin gözetim ve rehberliğinde dünya gerçek barışla tanışmıştır. Üzerine çekişecek pek az konu kaldığından uluslar da kimlik değiştirmeye başlamış ve dünyanın bir parçası olmaya daha fazla vakit ve mesai ayırmaya başlamışlardır. Bu amaçla eskiden de var olan bazı ülkelerin katıldığı ortak paneller, forumlar, temsilciler meclisi gibi kurumlar genişletilerek tüm ulusların katılımı sağlanarak önem kazanmış, zaman içerisinde de kararların alındığı ve uygulandığı bir meclis haline gelmiştir.

En nihayetinde İlk Çağ’a ait uluslar düşmüş ve şehir devletleri dönemi başlamıştır. İnsanlar, bağımsız ve oldukça geniş arazilere sahip büyük metropollerde veya bu metropolleri besleyen kasaba ve köylerde toplanmışlardır. Bu mega şehirler seçimle başa gelen konseylerce yönetilmekte ve yerel idareyi aşan konular Dünya Meclisi tarafından ele alınmaktadır. Dönüşümün başlıca sebebi teknolojik gelişmeler ışığında insanların turizm dışında seyahat gerekçelerinin ortadan kaldırılmasıdır. Köyler ve kasabalarda dahi insanın ihtiyaç duyacağı bolluk, imkan, kurum ve kuruluşlar mevcuttur. Üreticiler haricinde insanlar evlerinden çalışır, dünyanın diğer ucundaki iş ortağı ile üç boyutlu olarak görüşebilir, sosyal faaliyetler dahi üç boyutlu olarak insanların evine yansıtılabilir olmuştur.

EFSANELER ÇAĞININ GETİRDİKLERİ

Aes Sedailer Tek Güç’ü insanlığın iyiliği için, hayat standartları ve yaşam kalitesinin arttırılmasını sağlamak için kullanmayı amaç edinmişlerdir. Kuraklıklar, doğal felaketler, salgın hastalıklar nadir görülür hale gelmiş ve hem sağlık alanındaki gelişmeler hem de Tek Güç’ün bu alanda kullanımı insan ömrünü uzatmış ve yaşam kalitesini arttırmıştır. Kesin olarak söylenmesi mümkün olmamakla birlikte tüm insan nüfusunun yaklaşık %3’ünün Tek Güç yönlendirebildiği zannedilmektedir. İnsan nüfusu Efsaneler Çağı’nda özellikle doğum kontrolü alanındaki gelişmeler nedeni ile düşmüş olsa da Aes Sedailerin sayısı on milyonlarla olmasa bile milyonlarla ölçülebilir hale gelmiştir.

Hava kirliliği, küresel ısınma, tabii kaynakların tükenmesi gibi küresel sorunlar giderilmiş, mineral yakıt ve motorlu araç kullanımı yer çekimi karşıtı alet ve taşıtlar ile yenilenebilir enerjinin keşfi sayesinde tedavülden kalkmış ve unutulmuştur. Meteoroloji Aes Sedailerin insanlığa en büyük katkılarından biri olmuş, yağışlar tarım alanlarının faydasına, mevsimler insanlara kendini hissettirecek ancak ısırmayacak raddeye getirilmiş ve Aes Sedailerce sıkı kontrol altına alınmıştır.

Ulaşımda çok rağbet gören ve eski motorlu ulaşım araçlarının yerini alan yerçekimi karşıtı araçlar sayesinde insanlar karşıt çekim kutuplarının gücünü kullanarak zıplayıcılar veya sallanan kanatlar adı verilen cihazlar havaya fırlayabilmekte ve iyi döşenmiş karayollarından ilerleyebilmektedirler. Jo-arabaları gibi farklı araçlar arazide yol alabilmekte ve kırsal kesimlerde kullanılabilmekte iken sho-kanatlar adı verilen büyük uçaklar kıtalar arasında hızlı ve güvenli şekilde seyahat edebilmektedirler.

Gelişmelerden inşaat sektörü de payını almış ve akıllı bina modelleri geliştirilmiştir. Buna göre müstakil evler dahi akıllandırılmış ve kendi kendini yönetebilir hale gelmiştir. Dışarıdaki hava durumundan bağımsız olarak evlerin ve binaların içi en uygun derecede havalandırılmaktadır. Hiç sönmeyen ve arızalanmayan, bakım istemeyen akıllı ampuller ışık sağlamaktadır. Yapısı bilinmeyen bir kontrol mekanizması evdeki herkesin sağlık durumunu kontrol etmekte hatta yaralanma ve hastalanma gibi durumlarda eve sağlık personeli dahi çağırabilmektedir. Kıyafetler sahibine göre biçimlenmekte ve hatta giyen kişiye göre tarzı ve bedeni değişmektedir. Kıyafetlerde pek çok materyal kullanılmıştır ancak bugün de kullanılan iki tanesi bilinmektedir. Bir tanesi giyen kişinin ruh haline göre şekil ve renk alan streith kumaşıdır. Diğeri, çevresine neredeyse tamamen karışan, kamuflaj etkisi yaratan yelpaze kumaşıdır. Bu giysiler özellikle ‘saklambaç’ gibi yetişkinler arasında dahi oldukça sevilen oyunların oynandığı partilerde oldukça popülerdir. Yelpaze kumaşı bugün çok daha pratik amaçlarla kullanılmaktadır.

* Orijinal ismi Fancloth, Muhafızların pelerininde kullanılmaktadır.

Sağlık alanında sağlanan ilerleme ve gelişmeler gereksiz görülüyordu zira şifa alanında uzmanlaşmış Aes Sedailer her hastalığı ve hatta ölümcül yaralanmaları dahi iyileştirebilmekteydiler. Bunun tek istisnası ileri safhadaki nörolojik bozukluklardır ve akıl hastalığından muzdarip nüfusa göre pek az kişiye doğumundan ölümüne kadar şefkatle bakım sağlanmaktadır.

Efsaneler Çağı döneminde insan ömrü yoksulluğun, hastalıkların ve pek çok stres kaynağı yok edildiğinden dolayı büyük oranda uzamıştır. Halktan insanların ömürleri 150-200 yıl aralığına kadar uzayabilmektedir. Yaşlanmaları Tek Güç kullanımından dolayı yavaşlayan Aes Sedailer ise 650-700 yaşlarına kadar yaşayabilmektedir. Bir Aes Sedai’nin yaşlılıktan dolayı ölmesi yaşadığı ve bilindiği bölgelerde yas ilan edilmesine neden olacak bir olay iken, bir kaza sonucu ölmesi tüm dünyada şok etkisi yaratacak çapta bir olay manasına gelmektedir.

İKİNCİ ÇAĞIN ŞEHİRLERİ

İnsanların çoğu küçük yerleşim birimlerinde yaşasa da büyük şehirler de bulunmaktadır. Bu şehirlerin en büyüğü ve en efsanevi olanı Paaran Disen’dir. Efsaneler Çağı’nda Paaran Disen, Dünya Parlamento Binası ve Aes Sedai’lerin konumlandığı Hizmetkarlar Salonu’nun da bulunduğu şehirdir. Hizmetkarlar Salonu eski taş olarak bilinen ve gündüzleri pırıl pırıl parlayan taş ile inşaa edilmiş uzun sütunları ile meşhurdur. Şehrin kendisi de kristalden yapılmışa benzeyen uzun sivri tepeli binalardan oluşmaktadır. Şehrin kalbinde parıldayan gölleri ve chora ağaçları ile muhtemeşem bir park alanı bulunmaktadır. Chora ağaçları teskin edici ve huzur verici bir his yaymaktadırlar böylelikle bu ağaçlara yaklaşan kimse hoşnutluk tesirinin etkisinde kalır. Bu ağaçtan oluşan korular tüm dünyadaki her şehirde ve pek çok büyük kasabada bulunmaktadır.

Paaran Disen dışında diğer büyük şehirlerde dayanmıştır. Önem ve büyüklüğüne göre bu şehirler azalan sırada şöyledir, M’Jinn, Comelle, Adanza, Mar Ruois, V’saine, Jalanda, Emar Dal, Paral,Halidar, Kemali, Tsomo Nasalle, Devaille ve Tzora. Comelle bir dağın yamacına tutunmuş büyük bir liman şehridir. Adanza pek çok insanın tatil için tercih ettiği çılgın karnavallarıyla ünlü bir şehirdir, insanlar tatil için Adanza’ya geldikten sonra kendine gelmek için tekrar tatile ihtiyaç duyarlar.

Efsaneler Çağı Haritası

Efsaneler Çağı Haritası (Sağ tık yeni sekmede aç)

V’saine bir üniversite şehridir. Collam Daan isimli üniversite tüm dünyada ilmin merkezi olarak görülmektedir. Bilginin muhteşem başarısını hatırlatması adına üniversitenin üzerinde Sharom olarakta bilinen büyük gümüş bir küre asılmıştır. Üçyüz metre çapındaki Sharom yerçekimi ve manyetik alan aracılığıyla asılı durmaktadır. Sharom, Tek Güç hakkındaki ileri seviyede çalışmalar için araştırma merkezi olarak kullanılmaktadır ve onun etkisi sayesinde Tek Güç ile Zaman Çarkı araştırmalarında müthiş atılımlar yapılmıştır.

Hızlı ve güvenilir ulaşım imkanları dünyayı gerçekten de küçültmüştür. Efsaneler bu sayede insanoğlunun dünyanın ötesini keşfettiğini iddia etmektedir. Bir efsane, eğlenceli bir hikaye olduğuna şüphe yok, İlk Çağ’da Lem ismindeki büyük kaşifin ateşten bir kartalın sırtında aya gittiğini anlatır ve bundandır ki ikinci bir efsane Ay’da insanların yaşadığını söyler. Aynı efsane Tek Güç sayesinde en uzak yıldızlara bile gidilebileceğini iddia eder. Bu yıldızların etrafındaki dünyalarda insanların yaşayıp yaşamadığı veya sonraları onlara ne olduğu ise açık değildir.

GEÇİT TAŞLARI, OGIERLER VE NYMLER

Aslında gerçekten de Aes Sedailer Geçit Taşı olarak bilinen nesneler ile ilgili deneysel çalışmalar başlatmışlardır. Geçit Taşları İlk Çağ’da ilk yönlendiriciler ortaya çıktığında bu çağ sona ermeden önce yaratılmışlardır. Neden bu kadar çok sayıda yaratıldıkları bilinmemektedir – yalnızca bugünün haritalarında ana kıta olarak bilinen yerde onlarcası bulunabilir – ancak kullanımları açıktır. Bu taşları kullanarak Aes Sedailer ‘paralel evren’ olarak bilinen gerçeklikleri farklı ancak daha az maddesel görünen yerlere gidebilmektedirler. Aes Sedai bilim insanları Geçit Taşları’nın açıldığı dünyaları ‘gölge boyutlar’ olarak nitelendirdiler, Zaman Çarkı’nın ıskartaya çıkan gelecek örgüleri olduğu kararına vardılar. Daha düşük maddesel doğalarına karşılık, nesnelerin ve hatta canlıların bizim dünyamıza zararsızca getirilebileceğini keşfettiler.

Ogierlerin bu dünyaların birinden gelmiş olması mümkündür. Ogierler, insanoğluna benzemeyen ve farklı canlılar olmakla birlikte bize benzemektedirler. Ogierler üç metre boyunda, tüylü kocaman kulaklara ve geniş düğmeye benzer burunlara sahiptir. Sessiz ve barışçıl bir ırklardır, sabırlı olmalarına rağmen bilgiye açtırlar. Yurt adı verilen barış ve huzur dolu geniş ormanlık bölgeler olan kendi özel alanlarında yaşarlar. Sıradan yerlerin mi Ogier yurduna çevrildiği ya da Ogierlerin bir şekilde esrarengiz dünyalarından mı yurtları taşıdığı ya da getirdiği bilinmemektedir. Yurtların sıradışı özelliklerinden biri de içlerinde Tek Güç kullanılamamasıdır. Bin yıllık Aes Sedai araştırmasına karşılık bunun nedeni bulunmamamıştır. Bu gizemin nedeni her ne ise Çağın sonunda Ogierler tarafından da kaybedildiği/ unutulduğu anlaşılmaktadır.

Ogierlerin keşfi Aes Sedaileri insan olmayan ırklar yaratma sevdasına düşürmüştür. Görünüyor ki bu alanda yapılan pek çok deneyden ve başarıya ulaşan yalnızca bir tanesinden sonra bu çalışma grubu dağılmış ve araştırmayı bırakmıştır. Veya kamuya bu şekilde açıklanmıştır zira artık bugün araştırmaların etik kurallarını önemsemeyen bazı bilim insanları tarafından gizlice devam ettirildiğini biliyoruz. Her neyse başarılı yaratım deneyinin sonucu Nym’ler oldu. Nym’ler kocaman insansı yaratıklardır, 4-6 metre boylarında tamamen organik maddelerden oluşmaktadırlar. Pek çoğu çiçek ve çimlerden ibaret gözükür ve içlerinde gerçekten de böcekler yaşamaktadır, gerçi Nym’ler bunu dert etmezler. Kırılgan görüntülerine karşılık Nymler acı bir kuvvete sahiptir, öyle ki Ogierlerden bile oldukça güçlüdürler. Nymler ve daha az sayıdaki Ogierler doğa ile uyum içerisindedirler ve birlikte etraflarındaki doğayı değiştirebilmektedirler.

HERKESİN HİZMETKARLARI  VE HIZMETKARLAR SALONU

Tek Güç yönlendirebilmek büyük bir sorumluluk olmasına karşılık bugünün Aes Sedailerinin yaptığı gibi asla birilerine Tek Güç hakkında rehberlik etmekten geri durulmamıştır. Eğer yönlendirebilme yeteğine sahipseniz basitçe Aes Sedai olmuşsunuzdur ve buna uygun eğitim hakkına sahipsinizdir. Hizmetkarlar Salonu’na hiç uğramamış ve bir daha Tek Güç’ü kavrayamamış olmanız önemsizdir çünkü siz hala Aes Sedai olarak görülürsünüz. Bunun başlıca nedeni ise korumaktır, o zamanlarda şimdi olduğu gibi öğrenebilecek olanlara kıyasla yeteneğe doğuştan sahip olan dört kadından üçü ve iki adamdan biri eğitim almadan korkunç şekilde ölmektedir. Şehirlerden köylere ve hatta küçük mezralara kadar her yerleşim yeri kendi Aes Sedai sakinine sahiptir ve yönlendirebilenlerin büyük çoğunluğu onlar sayesinde tespit edilip eğitim merkezlerine gönderilmek üzere hızlıca ayırılır. Aes Sedailer aynı zamanda insanların periyodik olarak test edilmesi için cesaretlendirir, dileyen kimseler başvurarak sınanmasını talep edebilir. Sınamalar okullarda da devam eder. Kızlar yönlendirme yeteneklerini bugün olduğu gibi 12-21 yaş aralığında belli ederler ve hemen hemen tümü öğrenimleri sırasında tespit edilirler. Erkekleri tespit etmesi ise daha zordur zira onlar yeteneklerini 16-28 civarı yaşlarda belli ederler. Tespit etmesi en güç kişiler ise Tek Güç kavramayı öğrenebilecek olanlardır zira onlar yeteneğe doğuştan sahip olanların gösterdiği belirtileri göstermezler.

Bir defa tespit edildikten sonra yönlendirme yeteneğine sahip olanlar potansiyellerine göre yerel Aes Sedai’nin çırağı olarak, büyük şehirlerdeki eğitim merkezlerinden birine öğrenci olarak veya Hizmetkarlar Salonu’nda yetiştirilmek üzere ayrılırlar. Tekraren, en güçlü ve en potansiyelli olarak görülen çocuklar Hizmetkarlar Salonu’na gönderilirler. Aldıkları eğitimin süresi belli değildir ancak sınıflar halinde alınan eğitimin aksine çokta katı olmayan bir disiplin içerisinde Tek Güç kullanmanın farklı yolları ilk elden öğretilmektedir. Bu eğitim birkaç yıldan daha uzun olmamakla birlikte bugün şal kazanmak için harcanan on-yirmi yıllık sürelerden çok daha kısa olduğu kesindir.

Aes Sedai teşkilatı bugün olduğundan kesinlikle çok daha az resmidir. Bu kesinlikle bugünün aksine çoğu Aes Sedai’nin siyasete hiç bulaşmamasından kaynaklanmaktadır. Hizmetkarlar Salonu bugünkü Beyaz Kule gibi tüm Aes Sedai’lerin yuvası değildir, daha çok bir toplantı ve buluşma alanı yapısındadır. Benzer şekilde, Eşitler Arasında Birinci tam olarak bir yönetici sayılmamaktdır,  hele bugün Amrylin makamının olduğu gibi mutlak hakim ve lider değildir.  Eşitler Arasında Birinci bazı kayıtlara göre Yüksek Makam’da oturur, Hükümran’ın Dokuz Değneğini çağırır ve Tamrylin Yüzüğü’nü takardı. Dokuz Değnek dünyanın farklı bölgelerini yöneten ve Aes Sedai rehberliğine ihtiyaç duyan yerel liderleri temsil etmektedir. Yönetici konsey, Aes Sedai üyenin başkanlığında toplanır ve Aes Sedailer adına da Dünya Parlamentosu’nda başkan söz alırdı. Hizmetkarlar Salonu başlıca iş olarak Aes Sedai gruplarını inşaat ve maden işleri, öğretmenlik gibi alanlara yönlendirmek, bir araya getirmek veya tayin etmek, aynı zamanda idarenin devamlılığını sağlamakla ilgilenirdi. Nadiren bazı durumlarda Aes Sedailer bir konu üzerinde uzlaşamaz, farklı görüşlere sahip hizipler etrafında toplanarak meseleyi tartışırlardı. Bu pekte uzun ömürlü olmayan hiziplere ajah adı verilir ve en fazla birkaç yıl içerisinde dağılırlardı.

Aes Sedai olmaya pek hevesli olmayan kişiler için bu işlere hiç bulaşmadan Hizmetkarlar Salonu’nu ömründe yalnızca bir defa, Aes Sedai olmaya hak kazandığı gün, görmek mümkündür. Gerçekten de Aes Sedai’lerin büyük çoğunluğu Tek Güç ile ilgili olmayan yollarda ilerlemişlerdir. Bazı iş ve görevler meslekdaşlarına göre yeteneklerinden dolayı büyük avantajlar elde edebilecekleri türdn olanlar, yasaklanmıştır ancak yine de topluma ve toplum hayatına katılabilecekleri pek çok alanda iş olanakları mevcuttur. Örneğin bir Aes Sedai, istediği gibi yazar, filozof, bankacı, katip ya da kütüphaneci olabilmektedir. Topluluğa hizmete ilişkin baskı ve anlayıştan dolayı, çoğu topluluğa hizmet edebileceği şifa, inşaat veya maden alanında çalışmayı seçmiştir. Çok sayıda Aes Sedai ise araştırmacı olarak çalışmakta, Tek Güç’ü bilimsel ve teknolojik çalışmalarda kullanmaktadır. Bazıları tehlikeli işlerde çalışmaya gönüllü olurlar, Tek Güç araştırmaları, yeni Yeti’ler keşfetmek ve Tek Güç’ün sınırlarını öğrenmek için yapılan çalışmalara. Ve bu çalışmalarda bazen kazalar olmakta, Aes Sedai’ler yönlendirme yeteneklerini kaybetmektedirler. Hatta bazıları ölmektedir. Yine de bu Çağ’ın başlangıcından birkaç bin yıl sonra Tek Güç’ün sınırları net olarak çizilebilmiş ve anlaşılabilmiştir. Tek Güç’ün kullanılmadığı ve üzerinde kafa yorulmadığı tek bir alan vardır, insanlara karşı silah olarak kullanmak.

Efsaneler Çağı tamamen barışçıl bir dönemdir, öyle ki ‘savaş’ kelimesi belki birkaç tarihçi dışında bilinmemektedir. Pek çok adi suç hayatın ucuzlaması, yüksek maaşlar ve hayat kalitesindeki artış ile yok edilmiştir. Bir işte çalışmayanlar cömert bir fon tarafından çalışmaya teşvik edecek ancak muhtaç olmayacak ölçüde desteklenmektedir. Hırs, hasetlik, öfke nedenleri ile nadiren de olsa suç işlenir ancak bunlar münferit ve kırk yılda bir denebilecek olaylardır. Şiddete neden olan psikozlar erken yaşta teşhis edilir ve bugün İçtepi olarak bilinen method uygulanarak bazı belirli olumsuz dürtülerden arındırılırdı. Çok nadir bazı vakalarda birey bu yönlendirmeden kurtularak yetişkinliğinde suça meyleder, bu tür vakalarda da çok daha güçlü bir İçtepi ile bir daha asla suça bulaşmaması sağlanırdı. Strateji oyunları, örneğin satranç, bu Çağ’da da oynanırdı ancak eskrim ancak fiziksel anlamda bir hobi olmaktan öteye geçmez ve bir düello yöntemi olarak bilinmezdi.

Modern tarihçiler ve filozoflar Efsaneler Çağı’nın ütopik havasını eleştirerek bu çağdaki ‘tam barışın’ İçtepi kaynaklı olabileceğini, Aes Sedailerin toplumsal barış uğruna, iyiniyetle ancak zorla tüm insan ırkını zapturapt altına aldığını insan doğasını ve hür iradeyi yok saydığını söylemektedir. Bugün Aes Sedai’lerin İçtepi kullanımını açıkça yasaklamış olması bu sav adına doğrulayıcı bir etken olsa da bu mesele kesinlikle tartışmalıdır.

DAI’SHAIN AIELLER

Hararetli tartışmalar ancak yumruklaşma boyutuna varsa da bu Çağ’da şiddettin tamamen yok edildiğini söylemek mümkün değildir ve bazıları bu Çağ’ın değerlerine öyle bağlanmıştır ki bu yumruklaşmaları dahi aşırı olarak görmekte ve kendilerini barışa ve tamamen eylemsizliğe adamışlardır. Bu hareketin kökenleri bilinmese de İlk Çağ’a ait hoşgörü ve sabır tavsiye eden, yeniden doğuşa inanan bir dinin küllerinden alevlendiği zannedilmektedir. Bu din ayrıca talim ve kendini savunma adına dövüş sanatları öğrenmeyi de içermektedir. Bu yeni hareket kendisine Dai’shain Aiel yani Barışa Adanmış adını vermiştir ve prensiplerini Yaprağın Yolu olarak adlandırmışlardır. Yaprağın Yolu sonu ölüm dahi olsa sarsılmaz, bükülmez bir eylemsizliği temsil etmektedir. Bu inançları kendilerine toplum içerisinde Aes Sedailerin hemen altında bir saygı ve mevki kazandırmıştır. Dai’shain Aiellerin geçmişi ve nedeni çoktan unutulmuş olsa da Aes Sedailere hizmet etmesi bir gelenek olmuştur. Bu hizmetin doğası açık olmamakla asistan,yardımcı, sekreter veya kahya gibi görevler olması mümkün gözüküyor. Dai’shain Aiellerin sayısı Aes Sedailer’den az olduğundan çoğu Aes Sedai hizmet almadığı gibi oldukça meşgul araştırmacı veya bilim insanı Aes Sedailer’e genellikle iki ya da üç Dai’Shain Aiel’in hizmet ettiği bilinmektedir.

Dai’shain Aiellerin aşırı pasif doğaları bir şekilde çevrelerindeki dünyaya olan farkındalıklarını etkiledi. Bazıları sıradışı yetenekler edindiler. Bir kısmı kurtlarla konuşmayı öğrendi. Bazıları insanları çevreleyen auraları farkettiler ve çıkarabildikleri anlamların kişinin geleceğinden haber verdiğini öğrendiler. En yaygın yetenek ise Tel’aran’rhiod’a ‘uyanmak’ veya Düşler Dünyası’nda yürümek olarak adlandırılan beceri oldu. Bu yeteneklerin tümünün de Tek Güç ile ilgisi olmadığı anlaşıldı.

Dai’shain Aiellerin büyük kısmı aynı zamanda doğayı değiştirebilmeyi keşfettiler. Tohum Şarkısı adı verilen yöntemle Dai’Shain Aiel grubu, Nym ve Ogier’ler tarlalardaki ürünleri büyümeye teşvik edebilmekte, çiftliklerin verimini beş ya da altı kat arttırabilmektedir.  Bu işbirliği Dai’shain Aieller’in Nym ve Ogierler ile oldukça sıkı bağlar geliştirmelerine onların halktan insanlardan ayrılmalarına neden olmuştur. Bir Dai’shain Aiel ile sıradan bir insan arasındaki temel fark hırstan yoksunluktur zira Dai’shain Aieller hizmet etmekten memnun ve gururlu iken çoğu insan yaptığı işi, üretimini veya çalışmasını daha yukarı ve daha ileri götürmeyi hedeflemektedir.

Çalıştıkları alanda üstün başarı gösteren kişiler tanımlayıcı lakap şeklinde üçüncü bir isim alırlardı. Çoğu kişi üçüncü ismi haketmek için çaba gösterir ancak yine çoğu başarısız olurdu. Ne var ki Aes Sedailer, hepsi olmasa da, genellikle yaptıkları çalışmalar dolayısı ile üçüncü bir isme haiz olurlardı.

İşte, önceleri adı barış, uyum ve refah ile anılan ancak sonunda kaos, yıkım ve savaş getiren Çağ’ın, Efsaneler Çağı’nın öyküsü böyledir.

Kaynakça: http://thewertzone.blogspot.com/2018/10/a-history-of-wheel-of-time-part-2-age.html

Bir Cevap Yazın