Dünya

Tarihçeler V: Dünyanın Kırılışı

Dünyanın Kırılışı veya halk arasında söylendiği üzere sadece Kırılış, Güç Savaşı‘nın sonunda başlayan ve Efsaneler Çağı‘nı sonlandıran süreçtir. Kırılış’ın ardından dünya coğrafik, demografik, teknolojik ve kültürel anlamda tamamen değişmiş ve etkileri Üçüncü Çağ’a üç bin yıl sonrasına dahi yansımıştır.

Dünyanın Kırılışı’na ilişkin yazı şüphesiz SPOILER içermektedir ve tarihçelerin önceki yazı dizilerinde olduğu gibi Wertzone’dan alınmış birkaç ekleme ve çıkarma ile düzenlenmiştir. Yazının sonunda kaynakça olarak orjinal yazının linkini yine paylaşıyorum. İyi okumalar.

KIRILIŞ

Işık Güçleri, başlangıçta Shayol Ghul’de neler olduğunu kavrayamadı. Lews Therin Telamon ve Yüz Yoldaş görevlerinde başarılı olmuş gibi gözüküyordu, Terkedilmişler savaş meydanlarında gözükmüyordu ve günler içerisinde Gölge Güçleri dağılmaya hatta Işık Orduları ile olduğu kadar Dehşetlordları’nın emrinde birbirleriyle savaşmaya başlamışlardı.

Ancak öngörülemeyen birşeyler de olmuştu. Ejder Sarayı’ndan kaçmayı başaran bir hizmetkar, Lews Therin Telamon’un ortaya çıktığını ve etrafa saldırıp çevresindeki tüm herkesi öldürdüğü haberi ile geldi. Haberi araştırmaya gelen Aes Sedailer, sarayın kısmen yıkıldığını ve koridorları cesetlerle kaplanmış olduğunu gördüler. Ayrıca Yedi Mühür, Ejder Sarayı’nda tıpkı oyuncaklar gibi etrafa saçılmıştı. Aes Sedailer, mühürleri Hizmetkarlar Salonu’na getirdiler ve kilit altına aldılar. Hemen ardından sarsıcı haberler peşisıra geldi, Yüz Yoldaş’tan sağ kalanlar çeşitli yerlerde beliriyor ve Tek Güç ile yıkıma yol açıyor, depremler ve fırtınalar çağırıyorlardı. Ardından erkek Aes Sedailer, saidin de birşeylerin yanlış olduğu haberini verdiler. Habere göre saidin’in kontrol etmesi zorlaşmış ve tehlikeli bir hal almıştı. Anlattıklarına göre saidin birşeylerle kaplanmıştı ve yağla kaplanmışçasına bir his veriyordu.

Öldüğü veya en iyi ihtimalle ortadan kaybolduğu düşünülen Lews Therin Telamon’un ardından Latra Poase Decuma ‘Eşitler Arasında Önde Gelen’ olarak seçildi. Gölge’nin azılı bir düşmanıydı ve artık dağılmış olan Gölge ordularına karşı sayısız savaş kazanmıştı. Gölgedölleri’ne olan nefreti ve bu konudaki becerileri nedeni ile Gölgekesici ünvanını almıştı. yeni Eşitler Arasında Önde Gelen hızlı davranarak Gölge Savaşı’nın dört bir yana dağılmış Gölgedölü süprüntülerini bozguna uğrattı. Ancak bir başka tehlike ortalığı kasıp kavuruyordu, erkek Aes Sedailer gitgide saidin’in lekesine yenik düşmeye başlamışlardı.

Aklını başında tutmayı başaran erkek Aes Sedailer korku içindeydi, ancak bazıları önlemler almayı başardı. Pek çoğu Ogier yurtlarına kaçtı ve yurtlarda saklanarak Tek Güç’ten ve geitrdiği delilikten kendilerini güvenle ayırdılar. Diğerleri kadın Aes Sedailer ile çalışarak saidin’deki lekeyi temizlemenin yollarını aradı. Ancak çabalar sonuçsuz kaldı, sonunda tüm erkekler deliliğe teslim oldu. Ve delilikleri içinde, öldürüp yaktılar ve yıktılar, dehşetli bir yıkım ve kaosu getirdiler.

Delilik ve yıkımın tüm dünyaya yayılması ne kadar sürdü bu sorunun yanıtı oldukça muğlak, bazı tarihçiler Shayol Ghul saldırısı ile Dünyanın Kırılışı arasında uzun yıllar geçmesi gerektiğini iddia ettiler. Ancak şu kesin ki Gölge Savaşı sırasında bebeklikten yeni çıkmış çocuklar Kırılış durdurulamaz hale geldiğinde yetişkin bireyler haline gelmişlerdi. Bu dönemde dahi Aes Sedailer erkekler için tüm umutlarını kaybetmemişlerdi. Bir grup henüz yeni terfi etmiş genç erkek Aes Sedai, kadınlarla birlikte çalışarak, saidar aracılığı ile bir şekilde saf saidin elde etmeyi başarmışlardı. Bu Tek Güç deposu, bilindiği kadarı ile, sınırlı ancak tamamen güvenli saidin ve saidar kullanımı sağlıyordu. Bu kaynak oldukça idareli kullanılmalı ve ne pahasına olursa olsun korunmalıydı. Benzer ancak daha büyük ölçekte bir temizleme girişimi Choedan Kal aracılığı ile denense de, onu kullanabilecek kadar güçlü ve aklı başında bir erkek yönlendirici bulunamadı.

Çaresizlik içerisinde yıkılışın izlendiği sıralarda, kehanet yetisine sahip bir Aes Sedai olan Deindre görüde bulundu. Buna göre bir gün Karanlık Varlık zindanından tekrar uzanacak ve dünyayı yine kaos ve çaresizliğe itecekti. Kurtuluşun tek umudu Dai’shain Aieller’in yaşamasındaydı. Bu kehanet aynı zamanda Ejder’in yeniden doğacağını ve Tarmon Gai’don da, Son Savaş’ta Karanlık Varlık ile savaşacağını söylüyordu. Hayatta kalan Aes Sedailer Dai’Shain Aieller’e Paaran Disen’den ivedilikle ayrılmalarını emretti. Aes Sedaileri korumaya yönelik olmadığı sürece Aiellerin ayrılmayı reddeceğini bilen Aes Sedailer, Hizmetkarlar Salonu’nda bulunan hemen hemen tüm ter’angreal’leri ve elde bulunan chora ağacı tohumlarını Aiellere emanet ederek başkentten uzaklaşmalarını ve güvenli bir yer bulana kadar durmamalarını istediler. Aieller gönülsüzdü, ancak sonunda kabul ettiler. Onlar ayrıldıktan sonra Aes Sedailer yeni Tek Güç deposunun sorumluluğunu yaşayan son Nym olan Someshta’ya verdiler. Bunun yanı sıra Işık ordularının bir sancağını, Karanlık Varlık’ın zindanını tutan mühürlerden birini ve kaynağı bilinmese de ellerinde bulunan Valere Borusu’nu da ona eklediler. Someshta değerli yüklerini de alarak başkentten ayrıldı.

Hizmetkarlar Salonu’nun elinde son bir görev kalmıştı, Callandor, Kılıç Olmayan Kılıç. Callandor muhteşem bir sa’angreal’di, tek başına kullanılabilecek yapılmış olanların en güçlüsü. Açık ki Lews Therlin Telamon tarafından veya onun için yapılmıştı ancak Shayol Ghul saldırısından önce tamamlanamamıştı. Aes Sedailer hayatta kalan erkek Aes Sedailer ile birlikte çalışarak kılıcı tamamladı ve Lews Therin Telamon dışında kimsenin dokunamaması için korumalar eklediler. Bir grup Aes Sedai tamamlanan kılıcı güneye, güvenliğe götürdü ve haklarında başka bir şey öğrenilemedi.

Ardından hayatta kalan Aes Sedailer, Paaran Disen’den kaçtı. Bazıları Aiellere yetişti ve onların doğuya giden arabalarına katıldı. Altı Aes Sedai, Yedi Mühürden altısını alarak dünyanın dört bir yanına dağıldı ve gizlendiler. Diğerleri hayatta kalabilmek için kaçtılar ve çok geçmeden bir grup deli erkek Aes Sedai Paaran Disen’e gelerek şehri taş üstünde taş kalmayacak şekilde yakıp yıktı.

Güvenilirliği şüphe götürür pek çok farklı kaynağa göre, Dünyanın Kırılışı 239 yıldan daha az ve 344 yıldan fazla sürmemiştir. O dönemin kargaşası bugün yaşayanlar için tahayyülün ötesindedir. Bu üç yüzyıl süresince dünya harap edildi, parçalandı, kırıldı ve yeryüzü yeniden şekillendi. İnsan ve Ogier ırklarının çoğu Gölgedölleri ile birlikte yok oldu. Kıtalar depremlerle ve artçı şoklarla sarsıldı, kıtalar parçalanır ve suların altına gömülürken yeni kıtalar yükseldi. Dağlar bir gecede yıkılıp düz ovalara dönüşürken verimli topraklardan yeni dağlar oluştu. Erkek Aes Sedailer nereye gittilerse varolanı yok ederek tüm coğrafyayı değiştirdiler.

Ogier yurtlarına kaçan erkek Aes Sedailer bir süre için güvende kaldılar. Ancak yurtların içinde dahi tehlike ile karşı karşıyaydılar. En yakın tehdit, Tek Güç’e karşı güvenli bir liman olsa da yurtların altlarındaki toprağın hareketlerine karşı savunmasız olmasıydı. Pek çok yurt depremler ile parçalandı ve kabaran deniz tarafından yutuldu, bazıları aniden yükselen dağlar tarafından bölündü veya yerin altına çekildi. Ogierler gitgide korkuya kapılmaya başladı ve nihayetinde canlarını kurtarmak için kaçtılar. Pek azı Aes Sedai misafirlerini gözetlemek için kaldı. Ancak etraflarındaki yıkımın farkında olsalar dahi erkek Aes Sedailer gitgide rahatsız olmaya ve sürgünlerinden şüphe etmeye başladılar.

Bir Aes Sedai için yönlendirmek nefes almak kadar doğal birşeydi ve onsuz hayatta kalmakta bir o kadar zordu. Saidin üzerindeki lanetin artık kalktığını veya diğerleri tarafından ortadan kaldırıldığını umarak teker teker yurtlardan ayrıldılar. Ancak umutları yersizdi ve onlar da lekeye yenik düştüler. Yurtlardan ayrılmadan önce erkek Aes Sedailer, Ogier evsahiplerine bir hediye bıraktılar. Tüm Ogier yurtlarını birbirine bağlayan boyutlar arası bir geçit. Yollar adı verilen bu geçitler, Ogierlerin binlerce kilometre uzaktaki diğer Ogierler’e saatler veya günler içerisinde ulaşmasına yarıyordu. Yurtların fiziksel konumu Kırılış nedeni ile değişse veya yok olsa da Yollar sapasağlam ve güven içerisinde yerlerinde kaldı. Erkek Aes Sedailer ayrıca Yetiştirme Tılsımı isimli muhtemel bir ter’angreal yaptılar ve Ogier Yaşlıları’na gerektiğinde yeni yollar yetiştirmek üzere teslim ettiler. Ardından yurtlardan ayrıldılar ve çok geçmeden ya delirdiler ya öldürüldüler.

Kırılış devam ettikçe, kadın Aes Sedailer’in çaresizliği arttı. Paaran Disen’in yıkılması ile Hizmetkarlar Salonu ve teşkilatı da çökmüştü ve tabiri caizse artık her koyun kendi bacağından asılıyordu. Bazı kadın Aes Sedailer bir noktada erkek Aes Sedaileri avlamaya başladı. Buldukları yerde erkek yönlendiricileri ehlileştirdiler veya öldürdüler. Öldürülen her erkeğin yarattıkları yıkımı azalttığını varsaydılar. Ancak Gölge Savaşı’nı sağ atlatan kadın Aes Sedailerin pek çoğu da Kırılış’ı atlatamamıştı. Eşitler Arasında Önde Gelen ve Gölgekesici namına sahip Latra Posae Decume’de bu dönemde ölmüştür. Öyle görünüyor ki doğuya giden Aiel karavanlarına katılan pek az Aes Sedai Kırılış’ın sonunu görebilmiştir.

Aes Sedai teşkilatının dağılması ile kadın Aes Sedailer yönlendiricilerin sonunun geldiğinden korktular ve güvenli bir yer bulma umudu ile dolaştıkları sırada karşılarına çıkan yeteneğe sahip kızlara Tek Güç’ün güvenli kullanımını öğrettiler. Bazen yönlendirebilen kızları da yanlarına alarak seyahatlerine devam etseler de doğal afetler, haydut ya da Gölgedölü saldırıları ile bu grupların ömrü uzun sürmüyordu. Kırılış süresince ileri teknoloji kaybedildi ve insanlar yarı-barbar toplum hayatına döndüler, sopalar ve sonraki dönemlerde kılıçlar, yay ve oklarla kendilerini savunmaya başladılar. Yalnızca uzun ömürlü Aes Sedailer Kırılış’tan önceki tarihi doğru şekilde nakletmeyi başardılar, diğer tüm insanlar için artık Gölge ve Ejder ismi aynı anlama geliyordu, insanlar ikisini de lanetliyor ve olan bitenden onları sorumlu tutuyordu.

Sonunda, uzun yüzyılların ardından, erkek Aes Sedailer saidini kaplayan lekeden dolayı ölmeye başladılar. Kadın Aes Sedailer’de çabalarını arttırarak avlarını sürdürdüler. Böylelikle fırtınalar dinmeye, depremler durmaya başladı, deniz çekildi ve kargaşa sükuta ermiş gibi gözüktü.

Bu süreçte, Kırılış’ın son yıllarında, Callandor’u elinde tutan Aes Sedailer bu yeni kıtanın güney kıyılarına geldiler. Bu devasa delta üzerinde göğe uzanan ve yapay bir dağı andıran büyük bir hisar inşa ettiler. Kaleye amacı yerine geldiğinde dünyanın dökeceği gözyaşlarına karşılık Gözyaşı Taşı adını verdiler ve Callandor’u Taş’ın yüreğine sapladılar. Yaşam amaçlarını yerine getirdiğini düşünen Aes Sedailer Taş’ın inşaasının ardından birer birer öldüler. Taş zaptedilemez görünüyordu ve insan grupları akın akın burada yaşamak üzere geldiler, Taş’ın etrafında büyük bir şehir oluştu. Bu şehir Tear (Gözyaşı) ismi ile anılmaya başlandı.

Ve sonra bir gün, son erkek Aes Sedai’nin ölümü ile dünya son kez çırpındı ve yerleşti. Kırılış bitmiş, Efsaneler Çağı sona ermişti. Yeni bir Çağ, Üçüncü Çağ, başlamıştı. Bir Umut Çağı olacaktı, belki de insanlar Efsaneler Çağı’nın şanını tekrar elde edecekti. Ancak umut yerini kısa sürede çaresizliğe bıraktı, kehanetler bu çağda Karanlık Varlık’ın ve Ejder’in yeniden döneceğini ve bu çağda yarım kalan savaşın nihayete ereceğini söylüyordu. Gölge bir kez daha tüm dehşetiyle dünyanın üstüne salınacaktı.

Kaynakça: https://thewertzone.blogspot.com/2018/11/a-history-of-wheel-of-time-part-5.html

Bir Cevap Yazın