Brandon Sanderson

Brandon Sanderson, 1975 yılında Amerika’nın Nebraska eyaleti başkenti Lincoln şehrinde doğmuştur. Orta okula kadar kitaplarla arası pek iyi değil ancak ilk defa fantastik kitabın -ki bu Kış Diyarları serisi Ejder Felaketi kitabı oluyormuş- kapağını açması ile onun için herşeyin değiştiğinden bahsediyor.

1994 yılında Brigham Young Üniversitesi’nde biyokimya okumaya başlıyor.İlk yılından sonra misyoner olarak görev alıyor ve uzakdoğu ülkelerine gidiyor. Misyonerlik faaliyetleri ile geçen iki yılın ardından tekrar üniversiteye dönüyor ancak biyokimyayı bırakarak İngilizce(Öğretmenlik gibi anladım) bölümüne geçiyor ki bu durum ailesiyle arasında sorun yaşanmasına neden oluyor.

Hem çalıştığı hem okuduğu hem de kendi başına kitap yazmaya çalışmasından okul doğal olarak bir türlü bitmiyor veya o öyle söylüyor, 10. yılına geldiğinde mezun oluyor ve peşisıra okulda Yaratıcı Yazarlık dersinde bir sınıfa ders vermeye başlıyor.

2005 yılında ilk kitabı Elantris çıkıyor, devam eden üç yıl içerisinde Sissoylu serisinin ilk üçlemesi yayınlanıyor. Aynı dönemde Alcatraz serisine başlıyor. Bu arada 2006 yılında aynı okul ve aynı bölümden mezun Emily Bushman ile evleniyor. Zaten bakarsak 2004 yılından itibaren hayatını düzene koyup kariyer olarak devamlı yükseliyor.

Bizim açımızdan önem arz eden olay ise 2007 Aralık ayında gerçekleşiyor. Eylül ayında Robert Jordan’ın vefatının ardından 3 ay kadar sonra eşi ve editörü Harriet McDougal yayıncı TorBooks’un tavsiyesiyle Brandon’ı seriyi devam ettirmesi için seçiyor.

Brandon Sanderson bu dönemde 32 yaşında oldukça yaratıcı, üretken ve gelişime açık genç bir yazar. Yaratıcılığını her yeni dünyada oluşturmayı başardığı sağlam ve tutarlı altyapıdan, üretkenliğini kitap yazma hızından elbette ve gelişim açık olmasını ise Elantris – Sissoylu – Fırtığna Işığı Arşivi’ndeki hikaye, hikayenin ele alınış ve üslup yönündeki ilerlemeden değerlendiriyorum.

Brandon Sanderson seriye dahil oluş süreci ve hislerini şöyle açıklıyor,

Kimse benden fazla şaşırmamıştır. Ben düşünüldüğümü dahi bilmiyordum. Serinin pek çok hayranı gibi bende Robert Jordan seriyi bitirmek için burada olmayacağı düşüncesi ile sarsılmış ve üzülmüştüm. Vefatından bir ay sonra bir sabah uyandım ve bir sesli mesajım olduğunu gördüm. Dinledim, ‘Merhaba Brandon Sanderson, ben Harriet McDougal, merhum Robert Jordan’ın eşi. Beni geri arayabilir misin, seninle konuşmak istediğim bir konu var’ Bu birinin sizinle dalga geçtiğine kesin olarak emin olduğunuz o anlardan biriydi, sonrasında ise şaka olmayabileceği düşüncesi ile gerginleşiyorsunuz.

Onu geri aradığımda Zaman Çarkı’nı tamamlamak için düşündüğü adaylardan biri olduğumu öğrendim. Ben bu tür birşeye başvurmamıştım bile. Jim (Robert Jordan) benim için pek çok açıdan bir akıl hocası ve ilham kaynağıydı. Kendim nasıl yazacağıma karar vermeye çalıştığım sırada pek çok kitabını okumuştum ve o bende güçlü bir etki bırakmıştı. Onunla hiç tanışmadım o yüzden şahsen tanımıyorum bu yüzden Harriet’in telefonu beni şaşkına çevirmişti.Korkarım ki telefonda düşünülmemin dahi bir onur olduğunu söylerken biraz kekeliyordum, aslında telefonu kapattıktan bir süre sonra ona bir mail bile attım ‘Sevgili Harriet, yemin ederim ki ben bir gerizekalı değilim’

Hem oldukça gururlanmış hem de eziliyormuşum gibi hissettim. Bu işi ben istemesem de işin doğrusu içinde olmaktan büyük heyecan duyuyordum. Bu seriyi seviyordum ve son kitabın yazıldığını görmeyi her hayranı gibi istiyordum. Benim gibi bir yazar için Jim’in kitabı tamamlamasından sonraki en iyi ikinci şey üzerinde kendimin çalışabiliyor olmasıydı.

Robert Jordan’ın eşi ve editörü Harriet McDougal ise Brandon’ın adını ilk defa eşinin vefatından sonra hakkında yazdığı ile duyduğunu ve Sissoylu Son İmparatorluk kitabının ilk 47 sayfasını okuduktan sonra Zaman Çarkı’nı onun tamamlamasına karar verdiğini anlatıyor.

Harriet, Brandon’ı havaalanından alıyor ve eve getiriyor. Brandon, Robert Jordan’ın çalışma odasındaki koltuğuna -tek oturma seçeneği olduğu için bilmeden- oturuyor ve Harriet onun koltuğa ne kadar uyduğunu düşünerek yaptığı tercihten emin oluyor – diye anlatıyor.

Devam edersek Brandon’ın ilk yaptığı iş bir oda dolusu notu Jordan Takımı olarak adlanan 2 asistan ile elden geçirmek oluyor. Bunun içinde bitmiş bölümler, bitmemiş bölümler, karalanmış bölümler, karakterler ile ilgili notlar ve daha da önemlisi soru işaretleri, açıklamalar ve kategorilenmemiş pek çok şey var. Bunları elden geçirmenin veya sıralamanın önemi şu örneğin Thom Merrilin – Bayle Domon ilk kitapta tanıştığı halde ikinci kitapta hiç tanışmamışlar gibi sil baştan başlıyorlardı, böyle bir hataya düşmemek. Bu hatanın sebebi de muhtemelen demin bahsettiğim bölümleri bağımsız yazmaktan kaynaklanıyor.

Bu sürede sitesine koyduğu bir tamamlanma durumu çubuğu ile okuyucuların takip etmesini de sağlayarak kitapları yeni baştan ayırdığı notlarla birlikte okuyor. Yukarıda üretkenliğinden bahsetmiştim, bu 11 kitabı okuması ve sindirmesi da yine çok hızlı oldu, bizim gibi arada sıkılınca ‘bu paragraf sırf tasvir, geç’ veya ‘Bu Aes Sedai sekreteri kimdi, neyse nasıl olsa çıkar’ gibi de okumuyor üstelik.

2008 itibarı ile işe başladığını varsayarsak oldukça çabuk bir şekilde 12. kitabı 2009 yılında çıkarmayı başarıyor. Hatta son kitabı 3’e bölmenin yani seriyi 14 kitaba uzatmanın sorumluluğu da ona yıkılıyor, bu açıklamayı Brandon Sanderson yapıyor yani. Kitapları tamamlama tarzını benimde sık sık yaptığım gibi eleştirebilirsiniz, aksine çok beğenip Robert Jordan böyle iyi toplamayı beceremezdi diyenlerden de olabilirsiniz bunlar görüşlerdir ama şu noktada hakkını vermek lazım, elini taşın altına koymaktan hiç çekinmedi. Ben yerinde olsam son kitap için elimizde çok fazla materyal var, anlatılması gereken çok konu var o yüzden üç parçaya bölmeye karar verdik açıklamasını hayatta yapmazdım mesela. Ucu çok açık kalmış bir seriyi tamamlamak bir yana, Harriet hanım ve onun talepleri ve onun istekleri ve onun kısıtlamaları ve onun … diye giden bir liste ile de uğraşıyor. Belki ayrı bir yazıda olan bitenden bahsedebiliriz ama Brandon bu süreçte hiç problem yaşandığına dair renk vermiyor aksine yazı ve konuşmalarında hep saygı ve övgüyle bahsediyor Harriet ve asistanlardan. Tabi üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçti, şimdi ara sıra tepkisini çeken şeylerden bahsediyor, Sharalılar olayı gibi. (Bilmeyenler için Robert Jordan’ın Sharalılar hakkında geniş notları var ve Brandon onlardan hiç etraflıca bahsedilmediği için bir bölüm yazarak hem notların boşa gitmemiş olmasını hem de olayların oldu bittiye gelmemesini amaçlıyor. Tabi ustalık gerektiren bir iş son kitaba bir şekilde bu bölümleri dokuyu bozmadan eklemek ancak yazdıktan sonra Harriet veto ediyor ve yazılmış ama yayınlanmamış bir başka bölüm Brandon’ın elinde kalıyor hatta elinde bilme kalmıyor çünkü yayın hakkına sahip değil)

Işığın Anısı yazım aşaması

Konuya dönersek, 2009’da Fırtına Toplanıyor yayınlandıktan sonra 1 sene içerisinde 2010 yılında Geceyarısı Kuleleri yayınlanıyor. Işığın Anısı’nı yayınlamak ise 3 yıl sürüyor ki Brandon Sanderson bu son kitabı tamamlarken hem çok zorlanıyor hem çok bunalıyor o dönemki yazışmalarından açık ettiği üzere. Uzun yıllar ve pek çok bin sayfa giriş ve gelişme bölümünün ardından sonuca doğrudan gitmek oldukça zor, üstelik bunu Robert Jordan’ın üslubuna benzeterek yapmak daha da zor. Robert Jordan’ın savaş görmüş bir asker olduğunu da gözetelim, Brandon Sanderson da hem böyle bir avantaj hem de bana göre böyle bir bilgi yok. Son Savaş’ın beklentilerin altında kaldığı yönündeki eleştirilerin kaynağı da bu olabilir veya belki de biz çok şey beklemişizdir bu durum yoruma açık.

Brandon Sanderson ve Harriet McDougal

Sonuç olarak Brandon Sanderson bitmez denilen seriyi bitirmeyi alnının akıyla kesin olarak başardı, okuyucularla iletişimi de Robert Jordan’dan – jenerasyon farkından belki de – daha etkili ve açık şekilde yürüttü. Kitapları bitirme noktasında verdiği sözleri de hiç aksatmadı ve gerek tevazusu gerek dürüstlüğü onu oldukça sevilen ve tanınan bir konuma getirdi. Zaman Çarkı ile birlikte kendi kitapları da oldukça tutulmaya başladı, Türkçe’ye de çevrildi ve burada da sıkı bir okuyucu kitlesine kavuştu.

Son olarak 2019 yılı itibarı ile Zaman Çarkı dizisi projesine danışman olarak katıldı.

Bir Cevap Yazın