Haberler

Neden Brandon Sanderson?

Brandon Sanderson nasıl ve neden Zaman Çarkı’nı tamamlamak üzere seçildiğine ve seçilme sürecine ilişkin yorumlayıcı bir yazı içerir, iyi okumalar.

Robert Jordan serinin 11. kitabı Düş Hançeri kitabını tamamlamasının ardından 16 Eylül 2007 tarihinde vefat etti, altmış yaşını görmeden ve bitirmeyi çok istediğini söylediği serinin son kitabını yazamadan. Ancak tabutumun çivileri çakılana kadar yazmaya devam edeceğim sözünü aşağıda değineceğim üzere pek çok açıdan yerine getirdi, ölümünden 6 yıl sonra yayınlanan son kitapta giriş ve sonuç olmak üzere pek çok bölüm onun elinden çıktı.

Robert Jordan’ın vefatı üzerine pek çok yazar – bir yazara yarışır olan da budur herhalde- hakkında birşeyler karalayarak duydukları üzüntüyü, anılarını ve James Oliver Rigney’in kendisi ve herkes için başardıklarından bahsettiler. Örneğin George R.R. Martin, Buz ve Ateşin Şarkısı serim için bir kapak yorumu yazacak kadar nazikti, minnettarım diyor yazısında. Henüz otuzlarının başındaki genç yazar Brandon Sanderson’da bu isimlerden biriydi, ‘Güle Güle Bay Jordan’ başlığı ile uzun ve duygusal bir yazı kaleme aldı ki bu yazı sonraları oldukça popüler oldu.

Güle Güle Bay Jordan

Benim kariyerimde, diğer pek çok genç fantezi yazarında olduğu gibi Robert Jordan’ın etkisi büyüktür ve onun kaybını tüm toplum için derin bir trajedi olarak görüyorum.

Dünyanın Gözü’nü kitapçıda ilk görüşümü hala hatırlıyorum, hep uğradığım ve fantezi kitaplarımı aldığım kitapçıdaydım.Gözümü korkutacak kadar kalın bir kitaptı ve kitabı almadım. (Bu şimdilerde 250.000 kelime ve üstü kitap yazmayı alışkanlık haline getirmiş benim gibi biri için oldukça ironik bir durum) Hala, o anı neredeyse hissedebiliyorum, orada kitabı ellerimde tutarken dükkanda Cadash’ın müziğinin çaldığını hatırlıyorum. (Atari oyunu https://www.youtube.com/watch?v=qECazYYcK5c)

Dünyanın Gözü, Daryl Sweet’in harika bir kapak resmine sahipti. Ben onun çalışmalarını oldukça beğenirim ama Dünyanın Gözü’nde çıkardığı işle ona bugün olduğu kişi olduğunu anlayabiliyorum. Bana göre Dünyanın Gözü’nde yaptığı iş en iyisiydi ve bu alanda yapılan en iyi işlerden biriydi. Kapağı açıp ikinci bir görsel gördüğümü hatırlıyorum belki de geri çevrilen kapak resmi o muydu diye merak ediyorum.

Zaman Çarkı Kapak Resimleri hakkında – http://zamancarki.net/kitap-kapaklari/

Her neyse kapak resmini oldukça sevmiştim. İlerleyen grubun yarattığı his, Lan ve Moiraine’nin başları dik mağrur halleri…

Kitabı birkaç hafta sonra aldım ve bayıldım. Birkaç yıl sonra ikinci kitabın ciltli olarak basılmasına da sevindim. O zamanlar alacak param yoktu ama Yenidendoğan Ejder ciltli olarak basıldığında vardı ve aldım. O günden beri bu benim bir alışkanlığım oldu, ciltli Zaman Çarkı kitabı görünce aldım, her ne kadar son iki kitabı okumak için serinin tamamlamasını beklesem de, aldım.

Hala Dünyanın Gözü’nün yazılmış en iyi fantezi kitaplarından olduğunu düşünüyorum. 1960’larda Tolkien bize tanıttıktan sonra ele alınan epik macera türündeki eserlerin zirvesidir. Zaman Çarkı benim okuduğum 90’ları domine etmiştir, benim kendi fantezi kitabımı yazma girişimlerimi de oldukça etkilemiştir. Bence bu hepimiz oldu, hatta bugün hiçbirşeyi beğenmeyen pek çok okuyucu da bence o dönem gençti ve Zaman Çarkı’nı benimle aynı zamanlarda okudu.

Sonunda, kendi kitaplarımda Zaman Çarkı etkilerinin karşı koyarken buldum kendimi. Jordan’ı sevmediğimden değil ama macera türünde öyle bir yer kapladı ki kendimi yeni zeminler bulmak zorunda hissettim. O kitaplarında karakterlerine tüm dünyaya gezdirdiğinden ben benimkileri bir şehre yerleştirdim. Onun hikayeleri kral olan köylüler hakkında olduğundan ben köylü haline gelen kralların hikayelerini anlattım. Bunlardan biri de Elantris’ti.

Ben Robert Jordan’ı hayatımda bir defa gördüm. O zamanlarda toplantılara katılmaya başlamıştım. Olgun bir yazar olmuştum diyebiliriz, kendi tarzımı oluşturmuştum ve sektör hakkında birşeyler öğrenmeye bakıyordum. Montreal’deydi galiba bir Dünya Fantezi panelinde toplantı salonundan otele doğru giden şapkalı ve sakallı bir adam gördüm. Yalnızdı ama tavrı yalnızmış gibi değildi belki de bastonuyla yürüdüğünden. Onu panellerde hiç görmemiştim ama sanki kim olduğunu tanımam gerekiyormuş gibi hissediyordum. Oradaki kişilere sordum,

‘O mu?’ dediler adam aksayarak ilerlerken ‘O James Oliver Rigney’di’

‘Ah… Tamam’

‘Robert Jordan’ dediler ‘Robert Jordan’dı’

Sonunda, aynı Dünya Fantezi panelinde kitaplarımdan biri için bir orada tanıştığım bir editörden teklif aldım. Temsilcim biraz daha beklememiz gerektiğini söyledi, bu teklifi diğer yayıncılardan daha iyi teklif almak için yem olarak kullanmamız gerektiğine işaret etti. Ama bu Tor yayıneviydi. Robert Jordan’ın yayıncısı. Dünyanın Gözü’nün ilk baskını 15 yıl kadar önce elimde tuttuğum kitabı basan yayınevi. Hala Jordan’ın etkisini hissediyordum. Onun yayınevi Tor’du. Bu benim için fantezi demekti. Olmak istediğim yerdi.

Teklifi kabul ettim.

Artık o yok. Eminim ki pek çokları bunu bir fırsat olarak görecektir, trajedi değil. Veliaht kim olacak? Merak ediyorum kaç yazar pazartesi günü editörüne mail atarak Zaman Çarkı’nı bitirecek yazar arayıp aramadıklarını soracak. Hiçbiri bunu yapmak için seçilmese de Tor’un bu işi yapması için birini ortaya atması gerekeceğini hissediyorum.

Ve hala burada oturmuş birşeylerin değiştiğini hissediyorum. Birşeyler eksik. Bazıları sizden nefret etti Bay Jordan, sizin modern fantezinin tüm kötülüklerini temsil ettiğinizi iddia ettiler. Diğerleri sizin bu işi doğru yapan tek kişi olduğunuzu bilerek size saygı duydular.

Şahsen, size borçlu olduğumu hissediyorum. Siz bana fantezi alanının ufuklarını ve bir vizyona sahip olmanın ne demek olduğunu gösterdiniz – neler başarılabileceğini- Hala inanıyorum ki sizin başarılarınız olmasaydı benim gibi genç yazarların eserlerini yayınlama hayalleri asla gerçeğe dönüşmezdi.

Aramızdan sessizce ayrıldınız ama bizi derinden sarstınız.

Brandon Sanderson – 19 Eylül 2007
Kaynak: https://brandonsanderson.com/euology-goodbye-mr-jordan/

Devam edersek, Robert Jordan’ın vefatından çok kısa bir süre sonra eşi ve editörü Harriet McDougal, Sanderson’un da bahsettiği bir tercih yapma zorunluluğu ile karşı karşıya kalıyor. Buradaki talihli nokta şu, Harriet zaten bir kitap editörü ve sektörün içinde. Üstelikte tecrübeli, bundan 30 yıl kadar önce Robert Jordan ile evliliğinin ardından Conan kitapları yazacak birini arayan Tor yayınevine kocasını önerip sözleşmeyi almasın sağlamış biri, devam işlerinin nasıl olduğunu biliyor.

Devamını Harriet McDougal anlatıyor,

Brandon Sanderson diye bir yazarı daha önce hiç duymamıştım, kocamın öldüğü haftaya kadar. Bir arkadaşım ziyaret etmişti. Önüme bir yazı bıraktı, Brandon’un web sitesine Robert Jordan için yazdığı methiyeyi. Bu yazı gerçekten çok güzeldi ve duygu yüklüydü. Tanrım, ne adam diye düşündüm… Serinin ne hakkında olduğunu biliyordu.

Ve Tom Doherty’i (TOR yayınevi) aradım, dedim ki ‘Bana Sanderson kitaplarından birini gönder’ Ve o Robert Jordan’a göre biraz daha karanlık bir bakış açısıyla yazıyordu ama herkesin bildiği gibi seri Tarmon Gai’don’a, dünyanın kaderinin belli olacağı Karanlık Varlık ile savaşa, doğru gidiyordu. Tom dedi ki’ Tamam, bunu yapacağız. Brandon ile devam edeceğiz’
Kaynak: https://www.theoryland.com/intvmain.php?i=438

Bunun farklı bir versiyonunu okudum, notta almışım ancak kaynağını ve tam metnini bir türlü bulamadım oradaki versiyon şöyle,

Harriet, Tom Doherty ile seriyi kimin devam ettireceği hakkında konuşuyor. Tom Doherty, ona Brandon Sanderson isimli genç yazardan ve Robert Jordan’a duyduğu saygıdan bahsediyor hatta hakkında yazdığı yazıyı söylüyor. Harriet, incelemek için Brandon’un o yıllar yazdığı Sissoylu serisinin başlangıç kitabını istiyor. Tom Doherty, ilk kitabı değil de son yayınladığı kitaba bak diyerek Sissoylu: Son İmparatorluk kitabını gönderiyor. Harriet bu kitabın 47 sayfasını okuyor ve uyuyakalıyor. Uyandığında tamam Brandon Sanderson bu seriyi bitirebilir diyor.

Brandon Sanderson seçiminin nedenleri

Görünür sebep, Robert Jordan hakkında yazdığı veda yazısı ve zaten serinin hayranı bir yazar olması. Bu işi yapabilecek çapta biri olarak görülmesi.
Biraz daha irdeleyelim, elimizde herşeyin sonlanacağı son bir kitap, son kitaba ait Robert Jordan’ın tamamladığı bazı bölümler, ne olup biteceğine ilişkin bir çerçeve, bazı karakterlerin ne yapacağı ve sonlarının ne olacağına ilişkin notlar ve ses kayıtları var.

Mesela diye düşünsek, çok daha tecrübeli ve kendi okuyucu kitlesi olan bir yazar olamaz mıydı? Böyle biriyle süreç daha sorunsuz ilerlemez miydi?

Böyle bir seçeneğin pek değerlendirilmediğini çeşitli yazı ve panellerdeki imalardan anlıyoruz, sebebi de basit – Harriet başta olmak üzere asistan grubu ve yayınevi ile uğraşmak zorunda kalmak. Belirli bir çerçevede yazmak ve sınırlandırılmak zorunda olmak. Hem Robert Jordan bıraktığı notlarla sınırlıyor, hem de başında denetmen edasıyla sürekli bir editör olacak yazacak kişinin. Böyle olunca bu tür birinin bu işe olur vermesi pek mümkün gözükmüyor, belki Robert Jordan sağlığında iyi geçindiği George R.R. Martin gibi birine bu ihtimalden söz edip ikna etse geçerli olabilirdi.

Dolayısıyla, seriyi devam ettirecek yazarın uyumlu ve yumuşak başlı biri olması gerekiyor. Robert Jordan olayların nasıl olması gerektiğini açıklamış, ‘ben bunu beğenmedim, değiştireceğim’ ‘böyle yazmış ama ben böyle yaptım’ diyecek biri felakete sebep olabilir. Uyumlu biri de şartlar gözetildiğinde ancak pek tecrübeli olmayan ancak gelecek vadeden genç bir yazar olabilir ki söz geçirebilsinler. Zaman Çarkı’nın ne olduğunu, ne hakkında olduğunu bilmesi yani duyguya hakim biri olması da tercih sebebi.

Bu şartlarda kaç kişi bulunabilir? Açıkçası pek çok. Kendi asistanları, daha önce Zaman Çarkı Dünyası kitabını birlikte çıkardıkları Teresa Patterson bile olabilir. Tamamlayacak kişinin Zaman Çarkı’na çok iyi hakim olması bakımından ufak bir kitap boyutunda teori yazan hayranlar arasından amatör bir yazar bile olabilir çünkü kitap ağır bir editör kontrolünden geçecek o belli, bölümler tekrar ve tekrar yazılabilir gerekirse.

Bunlar düşünülmüş müdür? Mutlaka, ama düşünüldüğüne dair hiç renk vermediler. Sorunu şöyle hallediyorlar,

Tor yayınevinden Tom Doherty, yayınevi yazarlarından Brandon Sanderson ile –tabi bunları açıklamıyorlar mantıken– bir ön görüşme gerçekleştiriyor ki Brandon Sanderson’un bir şekilde aynı yayınevinde olmaları dolayısıyla böyle bir istediği olduğunu duyurduğunu düşünüyorum öncesinde. Ardından Doherty, Harriet ile görüşüp Sanderson’ı öneriyor ki önermekle kalmadığını, ısrarcı olduğunu da zannediyorum.

Ancak sözleşmeler gibi farklı konular var ve olayın yayınevi içinde çözülmesinde hemfikir oluyorlar. Harriet, Brandon Sanderson ile görüşüyor. Kitaplarına ve üslubuna mutlaka bakmıştır ama aradığı şartın üstün bir yazarlık yeteneği olduğunu hiç düşünmüyorum açıkçası.

Peki yayınevi ve Brandon Sanderson açısından bu istekliliğin nedeni neydi? Bunu şöyle izah edeyim, Brandon Sanderson ismini ilk Zaman Çarkı kitabı basılana kadar kimse bilmiyordu. Zaman Çarkı’ndan sonra Sanderson ismi geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı ve hem satışlar arttı, hem de ünü. Takip eden yıllarda kitapları Türkçe’ye de çevrildi ve bugün şaşırtıcı ölçüde geniş bir hayran kitlesine sahip ülkemizde. Zaman Çarkı olmasa bu mümkün müydü? Sissoylu bu üne kavuşmasını sağlayacak kadar iyi bir seri miydi? Artık onu takdirinize bırakıyorum.

Konuyu okuyucuya bu şekilde izah etmek mümkün olmadığından, Sanderson’un veda yazısını ve Robert Jordan hayranlığını, Zaman Çarkı bilgisini bir koz olarak kullandılar. Süreci sanki ‘Genç Robert Jordan’ı bulmuşuz da haberimiz yokmuş bu kadar olur’ gibi açıkladılar. Bunda da yanlış olan bir şey yok elbette ancak işin gerçeğini bilmek herkesin hakkı diye düşünüyorum.

Peki Brandon Sanderson seriyi nasıl tamamladı?

Yukarıda sanki çok basit bir işi birini meşhur etmek için kullandılar gibi yorumlamış olabileceğimden biraz da Brandon’un adeta sabır küpü olarak ele aldığı süreçten bahsetmek istiyorum. Sanderson ilk olarak seriyi yeni baştan okudu, geceli gündüzlü üstelik ki bu süreç çok kısa sürdü. Ardından Robert Jordan’ın yazdığı kitaplardan daha fazla olan notları ve taslaklarını okuyup kitapların üzerinden bir daha geçti. Ardından ne yapılacağına ilişkin Harriet ve kendine nedense Jordan Takımı diyen iki asistan ile görüştü. Sonra da deneme kabilinden yazmaya başladı. Son kitabın 3 parçaya bölünmesi sürecine değinmiyorum çünkü Sanderson ile hiç ilgisi olmadığı açık, 12 kitapta bitmesi mümkün değildi Robert Jordan ne kadar aksini iddia etmiş olsa da.

Brandon Sanderson seriyi kendi bildiği gibi ancak serideki havayı bozmadan ele almaya çalıştığını ifade ediyor. Ancak yaşadığı zorluğa bir örnek vereyim, Shara. Robert Jordan seride yazdıkları dışında Shara hakkında hiçbir not bırakmamış. Brandon Işığın Anısı’nı yazarken olaylar çerçevesinde bunu bir eksik olarak görüyor, tüm dünya genelinde hakkında hemen hiç bilgi olmayan 1-2 yerden birisi ve en büyüğü. Diyor ki okuyucu buradaki havayı da en azından görmeli ve olayları anlamlandırmak için burada da bulunmalı. Yazdığı bölüm yayın esnasında Harriet’ten dönüyor çünkü o bölümün kitaptaki atmosfere uymayacağını düşünüyor kendisi. Bu şekilde yazılan ama direkten dönen daha başka bölümler olduğunu, pek çok revizyon isteğiyle uğraştığını, bazı karakterlere ne olacağı hakkında sormak zorunda kaldığı -ki bunu izin almak yorumluyorum bilmiyorum siz ne dersiniz- durumlarla karşılaşıyor.

Bir başkası tarafından oluşturulan dünyada yazılan kitapların örneği var, en bilindiği Ejderha Mızrağı’dır heralde. Ancak bu kitaplar aynı dünyada geçen bağımsız ya da değinilmemiş olayları konu alıyor. Vinas Solamnus, Huma, Dalamar gibi. Ama mesela ana karakterlerin yer aldığı, Tanışmalar – Karşılaşmalar gibi serilerin neden yerden yere vurulduğunu hatırlarsak Brandon Sanderson’ın genç yaşında altında kaldığı yükü ve oluşturmayı başardığı eseri daha iyi anlayıp takdir edebiliriz düşüncelerimle yazıyı burada sonlandırıyorum.

Bir Cevap Yazın