Dünyanın Gözü

36. Desenin Ağı

Bölüm adıDesenin Ağı
Bölüm adı (orj. )Web Of The Pattern
Bölüm sembolüYaprak Sembolü
Bölüm numarası36/53
MekanCaemlyn
YerAndor
Bakış AçısıRand al’Thor
Önceki BölümCaemlyn
Sonraki BölümUzun Takip

Zaman Çarkı’nın birinci kitabının otuz altıncı bölümünün adı Desenin Ağı’dır. Bu bölüm Rand ve Mat’in Caemlyn’de Kraliçenin Takdisi isimli handaki ilk günlerini anlatmaktadır.

Dünyanın Gözü #36 Desenin Ağı’nı henüz okumadıysanız aşağıda bölüm özeti, notlar ve bölüm hakkında bilgiler yer almakta olup tüm hepsi spoiler içermektedir.

ÖZET

Rand ve Mat, Kraliçe’nin Takdisi’ne yerleşmişlerdir. Hancı Basel Gill onlara hikayelerini sorunca Rand başlarından geçenleri biraz sansürleyerek anlatır;

Mat ile kendisinin arkasında bazı adamlar vardı, bir de onların bazı dostları. Hiç ummadıkları yerde beliriyorlardı ve ölümcül derecede tehlikeliydiler. Onu ve dostlarını öldürmeye kararlıydılar. Hatta daha da kötüsü. Moiraine, bazılarının Karanlıkdostu olduğunu söylemişti. Thom, Moiraine’e tamamen güvenmiyordu, ama yeğeni yüzünden onlarla kaldığını söylemişti. Beyazköprü’ye ulaşmaya çalışırlarken bir saldırıda arkadaşlarından ayrı düşmüşlerdi. Sonra, Beyazköprü’de Thom onları bir başka saldırıdan kurtarmaya çalışırken ölmüştü. Ve başka saldırılar da olmuştu.

Caemlyn’de kanunlar olduğundan bahisle Kraliçenin Askerlerine gitmeyi kısaca tartışırlar ancak işin ucunun Kraliçenin danışmanı Aes Sedai’ye varacağını ve -Thom’un Kraliçe ile yaşamış olduğu sorunlardan dolayı- başlarına daha derin sorunlar açılacağını düşünerek bu fikirden vazgeçerler. Rand, Moiraine ve grubun kalanı onları bulana kadar orada kalmayı eğer makul sürede bir araya gelemezlerse Tar Valon’a gidip Beyaz Kule’ye sığınmaya karar verir.

Bu sırada laf arasında Gill Efendi şehri sıçan bastığını ve hanı temiz tutmak konusunda sorun yaşadıklarından bahseder ve Rand’ın aklına Lan’in sözleri gelir – Bazen Karanlık Varlık, leş yiyenleri gözleri olarak kullanır – Güvende olmadıklarını hisseder.

Mat’in uyuyacağı beyanı üzerinde Rand tek başına handa gezinmeye başlar ve ortak salonda göz önünde olmak istemediği için handa bulunduğunu öğrendiği sessiz sakin kütüphaneye gider. Kütüphanede Loial ile tanışır. İkilinin sohbeti kısa sürede nezaket kapsamında olmaktan çıkıp dertleşme havasında geçer. Bu sohbette dikkat çekici noktalardan biri Loial’in Rand’ı Aiel sanmasıdır.

“Evet, sizin türünüz böyle, değil mi?” Ogier’in sesi, sanki bir yerden alıntı yaparmış gibi değişti. “Gölge yok olana kadar, su yok olana kadar, Gölge’ye gireceğiz ve dişlerimizi sıkarak, son nefesimizle meydan okuyarak, Son Gün’de Kör Eden’in gözüne tüküreceğiz.” Loial beklenti içinde kıvırcık kafasını yana eğdi, ama Rand’ın ne beklediği konusunda en ufak bir fikri bile yoktu. Loial beklerken bir dakika geçti, sonra bir dakika daha ve uzun kaşları şaşkınlık içinde çatılmaya başladı. Ama beklemeye devam ediyordu.

Sessizlik Rand için rahatsız edici olmaya başladı. “Ulu Ağaçlar,” dedi Rand sonunda, sırf sessizliği bozmak için. “Onlar Avendesora gibi mi?”

Loial hızla doğrulup oturdu; sandalyesi o kadar yüksek sesle gıcırdadı ve çatırdadı ki, Rand parçalanacağını sandı. “Öyle olmadığını biliyor olmalısın. Herkes bilmese bile sen biliyor olmalısın.”

“Ben mi? Ben nereden bileyim?”

“Bana şaka mı yapıyorsun? Bazen siz Aieller en tuhaf şeyleri komik bulursunuz.”

“Ne? Ben Aiel değilim! Ben İki Nehirliyim. Hayatımda hiç Aiel görmedim.”

Loial başını iki yana salladı, kulaklarındaki tüyler dışa sarktı. “Gördün mü? Her şey değişmiş ve benim bildiklerimin yarısı faydasız. Umarım seni gücendirmemişimdir. Eminim, İki Nehir güzel bir yerdir, her neredeyse.”

Rand, Loial’e başlarından geçen herşeyi harfi harfine anlatır. Bitirdiğinde Loial onun bir ta’veren olduğunu söyleyerek bunun ne demek olduğunu açıklar.

Bazen Çark bir yaşam ipliğini ya da pek çok ipliği öyle büker ki, çevredeki tüm iplikler o büklümün çevresinde dönmek zorunda kalır ve onlar da başka iplikleri zorlarlar, onlar da başkalarını vesaire vesaire. Ağ’ın yaptığı o ilk büklüm, işte o ta’veren’dir ve onu değiştirebilmek için yapabileceğin hiçbir şey yoktur, Desen’in kendisi değişene kadar hiçbir şey.

Sohbetin devamında Loial, Rand ile yolculuk etmek istediğini söyler.

KARAKTERLER

Bir Cevap Yazın