Dünyanın Gözü Bölümleri

33. Karanlık Bekliyor

Bölüm adı Karanlık Bekliyor
Bölüm adı (orj. ) The Dark Waits
Bölüm sembolü Kabza Sembolü
Bölüm numarası 33/53
Mekan Caemlyn Yolu
Yer Andor
Bakış Açısı Rand al’Thor
Önceki Bölüm Gölgede Dört Kral
Sonraki Bölüm Son Köy

Zaman Çarkı’nın birinci kitabının otuzüçüncü bölümünün adı Karanlık Bekliyor’dur. Bu bölüm Caemlyn şehrine gitmek isteyen Rand ve Mat’in Dört Kral kasabasından sonraki maceralarına ilişkindir.

Dünyanın Gözü #33 Karanlık Bekliyor’u henüz okumadıysanız aşağıda bölüm özeti, notlar ve bölüm hakkında bilgiler yer almakta olup tüm hepsi spoiler içermektedir, beri durun.

ÖZET

Rand ve Mat, Dört Kral kasabasından ayrılırlar ve şanslarına yoldan geçen Hyam Kinch isimli çiftçinin sürdüğü saman arabasında yolculuk etmeye başlarlar. Artık sıklaşmaya başlayan köyler arasında Caemlyn Yolu üzerinde yolculuklarına devam ederler.

Mat’in yıldırımdan dolayı yaşadığı geçici körlük geçmekte gibidir ancak Rand onu halsiz bırakan ciddi bir hastalık geçirmektedir. Neyse ki olaysız şekilde Cary Geçici isimli köyün yakınlarında arabadan inmeyi başarır ve yaya olarak yollarına devam ederler.

* Kitapta tam burada yani Hyam Kinch’in arabasından indikleri anda bir karışıklık var, bazı yerlerde sorulduğunu gördüğüm için peşinen açıklamak istedim. Arabadan indikleri anda bir flashback var, Dört Kral’dan ayrıldıktan hemen sonraya dönüyoruz;

Gençler yorgun argın ve ıslak bir şekilde korkularını dindirecek kadar yol yürüdükten sonra yoldan uzaklaşıp yağmur altında açıkta uyurlar. Her ikisi de bir kabus daha görür. Dört Kral’da Dans Eden Arabacı hanındalardır. Biz rüyayı Rand’ın gözünden görürüz, Howal Gode yıldırımdan oldukça zarar görmüş – ölmüş – bir şekilde masada oturmaktadır. Ba’alzamon ise Rand’ın arkasındadır.

Rand döndüğü zaman, Ba’alzamon’un eli yumruk olmuştu. “Sen benimsin ufaklık, ölü ya da diri. Dünyanın Gözü asla sana hizmet etmeyecek. Benim olduğunu işaretliyorum.” Yumruğu açıldı ve bir alev topu fırladı. Rand’ın yüzüne çarptı, patladı, kavurdu.

Kabusun sonu bu şekilde, Ba’alzamon ikinci defa Dünyanın Gözü ile ilgili yorumda bulunmuştur. Kitapları bitirdikten sonra geriye dönüp bakınca tabi bunu neden yaptığı muamma, İki Nehirli gençlerin hiçbirisinin Dünyanın Gözü’nün ne olduğunu bilmek şöyle dursun adını bile duymadığını biliyor olmalı, bunları söylerken bir ipucu verdiğini de… Ne umdu? Ne bekledi? Dünyanın Gözü’ne gitmemelerini mi? Dönüp kaçmalarını mı? Hizmet kısmına o bölüm geldiği zaman yine değineceğiz.

* Flashback devam ediyor bu arada – bütün bölüm boyunca

Kabusun sabahında yollarına devam eder ve bir başka köyü geçerler, peşlerindeki Karanlıkdostlarının doğuya değil de güneye (Lugard’a) döndüklerini umarlar. Bir başka arabaya kısa süre ile binerler ve inip tekrar yürürler. Akşama doğru Alpert Mull isimli adam onları arabasına alır ve akşam karanlığında tekrar yolda bırakır. Artık Dört Kral’dan bir tam gün uzaklaşmayı başarmışlardır. Işıklarını gördükleri en yakın köye, Sheran Pazarı’na yürürler ve bir hana girmeye karar verirler, kıyafetleri ıslak, yorgun ve açlardır hava ise soğuk ve tekrar yağacak gibidir. Yekbade isimli hancı onlara oldukça yüksek gelen bir fiyattan akşam yemeği ve oda verir. Ertesi sabah Mat’in görüşü düzelmeye başlar ve ortak salona inip kalan paralarını kahvaltı için harcamaya karar verirler.

Kahvaltılarını ettikleri esnada Paitr isimli köyden bir genç masalarına oturur ve onlarla konuşmak için onu zorladıklarını söyleyerek lafa başlar.

“Ben… ben Dört Kral’da ne olduğunu duydum. En azından bir kısmını. Söylentiler yayılır. Bazı şeyleri duymamız için yöntemler vardır. Ama burada sizi tuzağa düşürecek hiç kimse yok. Ben yalnızım ve… ve yalnızca konuşmak istiyorum.”

Oğlanı tersleyerek konuşmasına müsaade etmeden isimsiz handan ayrılırlar. O gün tam altı defa daha kısa sürelerle yoldan geçen arabalara binerler ve arabacılardan birbirinden farklı Karanlıkdostlarının görüldüğüne dair hikayeler dinlerler. O gün akşam saatlerinde bir başka isimsiz köye gelirler ve Kraliçenin Adamı isimli hana girerler. Hancı Inlow Efendi müzik ve jonglörlük karşılığında onlara oda ve yemek vermeyi kabul ederek Sahte Ejder’i görmek için yola düşen onlarca işsizin hanında kavga çıkarmalarından ve kalabalıklarından yakınır.

Anlaşma tamamlandıktan hemen sonra Rand aniden hastalanır, oldukça fena halde titremeye başlamıştır. Handa salgın hastalık olabileceği söylentisinin ortak salona gitmemesi için Hancı onların ahırda kalmalarına müsaade eder. Mat oldukça endişelenir, köyde Brune Ana dedikleri bir şifacı olduğunu ancak onun da doğuma gittiğini öğrenir. Rand çeşitli kabuslar görür ve her gözünü açtığında Mat her ne kadar uyuklasa da yanındadır.

Mat duvara yaslanmış, bağdaş kurmuş uyuduğu yerden sıçrayarak uyandı. “Ne? Karanlıkdostları mı? Nerede?”

* Rand’ın kabusları sırasında gerçekten de bir hata vardır, Thom ona ajahlardan bahseder. Kırmızı ve Kara Ajah’tan. Rand’ın o tarihte Aes Sedai’lerin ajahlarını üstüne üstlük Kara Ajah’ı bilmesi mümkün değildir.

Thom alayla sırıttı. Âşığın kömürleşmiş paçavralar halinde sarkan giysileri, Thom onların kaçması için zaman kazanmak üzere Soluk’la güreşirkenki ışık çakmalarını görmesine sebep oluyordu. Paçavraların altındaki deri yanmış ve kararmıştı. “Aes Sedailere güvenirsen, evlat, ölmüş olmayı dilersin. Unutma, Aes Sedailerin yardımlarına karşılık istedikleri bedel her zaman inanamayacağın kadar az, hayal edebileceğinden daha fazladır. Ve seni ilk hangi Ajah bulacak? Kırmızı mı? Yoksa Siyah mı? En iyisi kaç, evlat. Kaç.”

Ertesi sabah Rand’ın ateşi düşmüş ancak hala çok zayıftır. Ahıra bir kadının girdiğini duyunca uyanır, Mat hala oturduğu yerde uyuyordur. Kadın ahıra atını almaya gelmiştir ancak Rand için endişelenerek yanına gelir ve herşey bir anda olup biter. Fırlattığı hançer Mat’in az önce durduğu yere saplanmış, Mat’in bir eli kadının bileğinde yakutlu hançeri tutan öteki eli de kadının boynundadır.

Bu sırada kadının hançerinin saplandığı kütüğün kararmaya başladığını görürler, ayrıca hançerden siyah bir duman iplikçiği de çıkmaktadır. Mat hançeri alarak Rand’a verir ve kadına döner. Rand, Mat’in kadını öldürmeye niyetlendiğini anlayarak itiraz eder.

“Hata yapıyorsunuz. O bencil aptal Gode’un yaptıklarından sonra epey kargaşa çıktı. Sheran Pazarı’ndaki salağın başlattığı panikten bahsetmiyorum bile. Kimse orada ne olduğundan, nasıl olduğundan emin değil. Bu her şeyi sizin için daha tehlikeli kılıyor, görmüyor musunuz? Yüksek Lord’a kendi özgür iradeniz ile gelirseniz şerefli yerleriniz olacak, ama kaçmaya devam ettiğiniz sürece takip edileceksiniz. O zaman neler olabileceğini kim bilir?”

Mat kadını ahırın bir bölmesine kapatır ve ahırdan çıkarlar. Rand su dolu bir kovaya kadının hançerini bırakınca kovadan buharlar yükseldiğini görerek şaşırır ve korkar. Handan sonra bir buçuk kilometre daha yürürler ancak Rand’ın artık adım atacak hali kalmamıştır. Binecek bir araba ararlar ve nihayetinde Hyam Kinch’e rastlarlar, adam onları arabasına almayı kabul eder.

KARAKTERLER

Bir Cevap Yazın