Dünyanın Gözü

24. Arinelle’den Aşağı Kaçış

Zaman Çarkı’nın birinci kitabının yirmi dördüncü bölümünün adı Arinelle Nehri’nden Aşağı Kaçış’tır. Bölüm ismini Serpinti isimli tekne ile Arinelle nehrinden aşağı yolculuk etmekte olan Mat,Rand ve Thom’dan almıştır.

Bölüm adı Arinelle’den Aşağı Kaçış
Bölüm adı (orj. ) Flight Down the Arinelle
Bölüm sembolü Arp
Bölüm numarası 24/53
Mekan Serpinti, Arinelle Nehri
Yer Andor
Bakış Açısı Rand al’Thor
Önceki Bölüm Kurtkardeş
Sonraki Bölüm Gezginler

Zaman Çarkı’nın birinci kitabının yirmi dördüncü bölümünün adı Arinelle Nehri’nden Aşağı Kaçış’tır. Bölüm ismini Serpinti isimli tekne ile Arinelle nehrinden aşağı yolculuk etmekte olan Mat,Rand ve Thom’dan almıştır.

Dünyanın Gözü #24 Arinelle Nehri’nden Aşağı Kaçış’ı henüz okumadıysanız aşağıda bölüm özeti, notlar ve bölüm hakkında bilgiler yer almakta olup tüm hepsi spoiler içermektedir, sonra zorluk çıkarmayın.

ÖZET

Mat, Rand ve Thom Serpinti’nin güvertesinde Arinelle Nehri’nden Beyazköprü’ye doğru ilerlemektedir. Rand bir kabus daha görür.

Ba’alzamon labirente benzer bir yerde onu kovalamaktadır. Rand bilinçsizce de olsa labirentin içinde kaçmaktadır. Bu sırada labirentin duvarlarını oluşturan dikenlerden biri eline batar ve kanamaya başlar. Labirentten çıkabilmek için sapmadan aynı yöne doğru ilerlerlemeye başlar ve kendini Ba’alzamon ile yüz yüze bulur. Burada ilk defa kitaba da adını veren Dünyanın Gözü’nün bahsi geçer.

“Işık sana yardım etmeyecek evlat ve Dünyanın Gözü sana hizmet etmeyecek. Sen benim köpeğimsin ve emrime uymazsan, seni Büyük Yılan’ın leşi ile boğarım!”

*  Rand’da Ba’alzamon’un kendisini neyle tehdit ettiğini bilmemektedir bu arada, kitabı ilk defa okuyan birinin ‘bu ne diyor ya?‘ dediği gibi.

Rand aniden bunun rüya olduğunu farkına varır ve bu kavrayışın ardından uyanır. Uyandığında eline dikenin battığı yerin acıyla zonkladığını farkeder ve baktığında kan görür.

Arinelle Nehri’nden aşağı ilerlemekte olan Serpinti’de ise işler biraz gergindir, Kaptan Domon’un mürettebatı gece gündüz olanca hızla ilerlemek için zorlaması karşısında tekne tayfası isyanın kıyısındadır, bir yandan da Floran Gelb pek başarılı olamasa da insanları Rand ve arkadaşları aleyhinde kışkırtmaktadır. Bu sebeple Thom sürekli tayfanın yanında şakalar, hikayeler ve gösterilerle oyalamaya çalışmaktadır.

Rand yolculuk esnasında nehrin her iki yanında yer alan otuz metre yüksekliğinde biri kral ve kraliçeye ait olmak üzere kadın ve erkek oymaları görür. Bundan kısa süre sonrada görünüşü ve verdiği his bakımından parlak çelikten altmış metre yükseliğinde bir ev çapında tek bir giriş ve açıklık barındırmayan metaldan bir kule görür, Ghenjei Kulesi’ni. Domon bu kulenin yol işareti olarak kullanıldığını ve Beyazköprü’ye 10 günlük mesafede olduklarını ilan eder ve zaten böyle şeylere meraklı olduğundan Rand ve Mat’e başka harikalardan bahseder;

“Belki de, evlat,” diye homurdandı kaptan. “Dünyada bundan daha garip şeyler var. Tremalking’de, Deniz Halkı’nın adalarından birinde, bir tepede dikilmiş on beş metre yüksekliğinde, avcunda bu gemi kadar büyük, kristal bir küre taşıyan taştan bir el var. Eğer herhangi bir yerde bir hazine varsa, o tepenin altında olmalı, ama ada halkı orayı kazmayı düşünmez bile ve Deniz İnsanları gemileri ile denize açılmak, Coramoor’u, Seçilmiş’i aramaktan başka bir şey düşünmez.

Tanchico’da –bu Aryth Okyanusu’nda bir limandır– Panarch Sarayı’nın bir kısmı Efsaneler Çağı’nda inşa edilmiştir, öyle denir. Orada, yaşayan hiçbir insanın görmediği hayvanları gösteren duvar resimleri vardır, hepsi hayvanın eski hali gibi birbirine bağlanmış. Panarch Sarayı’nın, herkesin girip görebileceği bir yerinde durmuyorlar. Kırılış geride bin harika bıraktı ve o zamandan bu yana yarım düzine imparatorluk gelip geçti ve bazıları Artur Şahinkanadı’nınkine rakip olabilir. Her biri görülecek ve bulunacak şeyler bıraktı. Işık sopaları, ustura kayışları, yürektaşları. Bir adayı kaplayan kristal bir kafes ve ay çıktığı zaman mırıldanıyor. Bir tas gibi içi boşaltılmış bir dağ ve merkezinde yüz metre yüksekliğinde gümüş bir çivi var ve bir buçuk kilometre yakınına gelen herkes ölüyor. Paslı yıkıntılar, kırık parçalar, denizin dibinde bulunmuş şeyler, en eski kitapların bile anlamını bilmediği şeyler. Ben de birkaç tanesini topladım. Hiç hayal etmediğin türden şeyler, on ömür boyunca görebileceğin yerden daha fazla yerde.

Bunların bir kısmına ileriki kitaplarda değiniliyor ve bahsediliyor ancak bir kısmı da gizem olarak kalıyor, ya da belki Domon iki köylü çocukla eğlendiğinden zaten  hiç varolmamışte olabilirler. Bu sohbetten dört gün sonra Rand görünürdeki sebep olarak sıkıntıdan teknenin tepesine tırmanır, yani yelken direklerinin en tepesine ve Titanic pozu verir hatta baya baya düşme tehlikesi geçirir. Teknedeki insanlar ona dikkat etmesi ve aşağı inmesi gerektiğini bağırıp cevap ya da tepki alamayınca delirdiğini ya da intihara meyilli olduğunu düşünür – teknedeki hassas durumları da göz önüne alınınca – ve Thom’da peşinden direğe tırmanarak onu inmesi için uyarır. Rand durumu tartar ve süslü birkaç hareketle güverteye tam da Mat’in önüne inerek sanki bir gösteri yapıyormuş havası vermeye çalışır, kısmen de başarılı olur.

Ne var ki Mat’i hazırlıksız yakalamıştır ve onun gizli gizli bir hançerle oynadığını farkeder. Shadar Logoth’tan aldığı ancak herkese almadığını söylediği hançerle. Mat insanlara güvenmek hakkında tuhaf şeyler söyler ve kimseye hançerden bahsetmemesini ister.

Rand başını kaldırarak az önce indiği direğin yüksekliğine bakar ve yaptığı hareketleri hatırlayarak ürperir. Bölümün son cümlesini özellikle tekrar ettim, Rand delirdiği ya da sıkıldığı için değil tekneye ilk bindiklerinde Trolloc karşısında bilinçsiz şekilde yönlendirmesinin etkisi olarak bu tür bir hadise yaşamıştır. (20. Bölüm)

KARAKTERLER

Görüşlerinizi Paylaşın